Aycan

Aycan
@venusunkalbinde
Sesim kırık plakların arasına sıkışmış gibi.
Işığın Yolu
Puan vermedi·236 syf.·
2024 4. kitabı
Anlamak isteyene çok şey anlatıyo kitap. Bazen terapistim bi cümle kurduğunda nasıl “Ohaa bu çok mantıklı” diyosam bu kitapta da öyle oldu. Sanki terapistim yazmış da ben okuyorum gibi ama zaten kitabın yazarı da psikolog. Özellikle çocuk yapmak isteyen HER kadın mutlaka okumalı. Annemizle aramızdaki ilişki nasıl oluyo da tüm hayatımıza sirayet ediyo, hayret etmekten yoruldum. Kabul ediyorum artık, anneyle olan o problem her neyse kabul edilecek ve üzerine çalışılacak :) Kitaptaki kahraman Ayşenur’un annesiyle arasındaki bağlanma şeklinin, çocuğuna, eşine ve hatta tüm hayatına yansımasını okuyoruz. Aslında karakterimiz sandığımız bazı davranışların kökeni ailemizle olan ilişkimizden kaynaklı. “Kendi geçmişinden anlam çıkarmazsan aynı geçmişi tekrarlarsın” diyo kitap. Çok sık duyarız “Yaşına göre çok olgun, aferin” Bunun arka planını kitap şöyle söylüyor “Yıllarca gururla övündüğü uslu çocuk hikayesinin bir yalan olduğunu; Usluluk diye ifade edilen o davranış biçiminin ebeveynden kaynaklanan önemli bir soruna işaret eden bir kaçınma davranışı olduğunu bilse ne yapardı?” Evet bilsek ne yapardık? Bu işte “Ohaa” dediğim bir cümleydi. Bir de bu kitapta çok güzel bir şey öğrendim; “Hayatın bu haline sakin akan nehir diyelim. İlişkiniz de bu nehrin üzerindeki kayık olsun... Söylediğin sözü yanlış anladı. Ses tonu yükseldi işte o an nehrin dalgalanma hali. Ya da dondu kaldı bu da nehrin buz tutma hali. Dalganın ya da durgunluğun sebebini anlatmanın nehrin düzelmesine bir yardımı olmaz. Yapman gereken o an hemen kurtarmak, hayati tehlike geçtikten sonra yani nehir yeniden sakin akarken yaparsın konuşmanı. Ben kayığı kurtarma becerilerimi kullandım: göz teması kurdum ve ona dokundum” Her duyguyu yaşamalıymışız. Çünkü bastırılan duygular yaşanan olayı hatırlatan herhangi bir
Kişisel Gelişim
Işığın YoluNilüfer Devecigil · Doğan Kitap · 20203,280 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Beni İncitemezsin
Puan vermedi·176 syf.·
2024 3. kitabı
Kapağı kapatır kapatmaz “Tek bir ömrüm var, başkaları tarafından onaylanmak için mi yaşamalıyım gerçekten?” sorusuyla başbaşa kalıyorsun. Zaten “Merkezde sadece sen olmalısın” mesajını hikayeyle veriyor kitap… Sürekli öğrenmenin, gündemi kaçırmamanın, eylem halinde olmanın bizi verimli, dolu, donanımlı bir insan yaptığını öğrettiler. Durup bir düşünelim; sürekli verimli olmak zorunda mıyız? “Bazen bir şey yapmayarak da çok şey yapmış oluruz. Eylemsizlik de bilinçle tercih edildiğinde, bilinçle yapıldığından son derece güçlü bir eylemdir” diyor kitap. Bir de birbirine bağladığım yalnızlık meselesi var. Peki bilinçli yalnızlık mı zorunlu yalnızlık mı? Bilinçli yalnızlık, yaratıcılık dolu, insanın kendini dinlediği, kendiyle baş başa kaldığı ve ürettiği bir süreç. Kitapta da buna şöyle değinilmiş “Düşünsenize Dostoyevski evine hiç girmeyen bir adam olsaydı, yoğun bir iş hayatı olsaydı, gecesi gündüzü kalabalık geçseydi, gündüz toplantılar akşam partiler… Dinlenmek için 5 dakika bile ayıramıyor kendine, tam bir işkolik, gerçek bir sosyal kelebek, telefonları hiç susmuyor, sürekli internette içerik üretiyor, paylaşımlar yapıyor, videolar çekiyor, sizce Suç ve Ceza ne ara ve neden yazılacaktı ki? Karamazov Kardeşler’i kim düşünecekti? Ecinniler kimin aklına gelecekti?” Durup düşünme noktamız olmalı, kimseye verimlilik borcumuz yok ama kendimize hayatı istediğimiz gibi huzurlu ve mutlu yaşama borcumuz var bence. İyi olduğun konuları düşün ve bu konuların üzerine ne kadar çok gittiğini… Bir de kötü olduğun konuları düşün, bunların üzerine ne kadar gidiyorsun? Çoğumuz kötü olduğumuz konuların üzerine gideriz iyileştirmek için ama iyi olduğumuz konuları geliştirerek daha güzel yerlere gelmez miyiz? Sağlak birinin solak olmaya çalışması gibi. Halbuki sağ elini kullansa daha kısa
Kişisel Gelişim
Beni İncitemezsinMüthiş Psikoloji · Destek Yayınları · 20231,824 okunma
İnsan Olmak, Yolda Olmak
8/10
·184 syf.·
2024 2. kitabı
Öyle bi kitap ki tek konu üzerinden inceleyemeyeceğim sanırım. Beni etkileyen cümleler üzerinden gideyim. Altı çizilmedik cümle bırakmadığım kitapları seviyorum… Geniş zamanlı bi kitap. İlişkilerin üzerine düşündürürken hooop seni birden çocukluğuna götürüyo ve orayı düşünüyosun. Ya da cinsellikten konuşurken birden konu anne-baba ilişkisine geliyo. Bunların bağlı konular olduğunu her yetişkin bilir diye düşünüyorum tabii. Ama öyle güzel bağlıyo ki her konuyu birbirine… Bilmediğim şeyler de çıkıyo. Mesela çapkınlığın; çocukluk yıllarından ve uyumsuz anne-oğul ilişkilerinden geldiğini, altında erkeklik kimliğine ilişkin bir kaygı olduğunu öğrendim. Önce bi “Heee” deyip aydınlatıyo, sonra kalemine hayran bırakıyo Engin bey. Hayatında, özellikle ergenliğinde, “Yaşına göre çok olgunsun” iltifatını (!) aldın mı hiç? Öyleyse “Yaşam ve Ölüm” başlığı altındaki “Bir başka deyişle, yaşından daha ‘yaşlı davranan’ insan aslında yaşından geridedir” cümlesi sana da uzun bir yolculuk yaptıracak. Belki ailen seni onaylasın, sana daha çok güvensin veya seni daha çok sevsin diye yaşından olgun görünmeyi seçtin. Ya da yaşıtlarından daha olgun görünerek onlardan ayrışarak sivrilmek istedin. Sonucun böyle olacağını bilemedin ama :) Her yaşın belli bir olgunlaşma düzeyi olduğunu söylüyo kitap, öncesini kaçırdıysak da üstüne çalışır ve ilerisini ona göre yaşayabiliriz :) Çok istediğin bir şeye ulaştığında aslında onu o kadar da istemediğini fark ettiğin olmuştur. Mesela “Sevgiye sahip olabileceği umudunu taşıyan insan ona sahip olduğunu sandığında boşluğa düşer ve sahip olabileceği yeni şeyler arar” Çünkü hayat bir sonuç değil süreçten ibaret ve hayatı dinamik kılan şey aslında umut. Çok sık kullandığım “Yolda olmak, yolda öğrenmek, yolda olmayı sevmek” kalıplarıyla bunu bağdaştırdım ama
İnsan ve Toplum
İnsan OlmakEngin Geçtan · Metis Yayınları · 202533,5bin okunma
Bağlanma
Puan vermedi·239 syf.·
2024 1. kitabı
Konuyla ilgili çooook araştırma yapmıştım ama kitabı okumak şimdiye kısmetmiş. Terapistimin önerisi olunca hemen alıp okudum. Kaçıngan, kaygılı güvenli bağlanma stillerinden bahsetmekle kalmıyo. Mesela “Çiftlerden biri kaçıngan diğeri kaygılı, bunların ilişkisi nasıl olur?” sorusunun cevabını örneklerle veriyo. Güvenli bağlananlardan da bahsediyo tabii, hepimizin ihtiyacı olan :) İnteraktif bi kitap, doldurmanız gereken yerler var. Bazen bir olayı anlatıyo ve diyo ki “Bu tepki güvenli mi güvensiz mi?” ya da sana geçmiş ilişkilerinle ilgili sorular soruyo. Ben kaçıngan olduğumu biliyodum zaten. Ama kitapta öyle cümleler var ki “Ee bu benim şu zaman şu kişiye kurduğum cümlenin aynısı” diye altını bastıra bastıra çizip, yanına yıldızlar koyduğum… İşin garip yanı şu, testte bağlanma şeklim güvenli çıkıyo. Teori ve pratik ayrımı diyebilirim, başka bir açıklamam yok :) Kısaca, bu kitabı okuduktan sonra kendinle ilgili çok değerli bir şeyi öğreneceksin; bağlanma stilini. Onu düzeltmek için -tabii gerekliyse- harika ipuçları da veriyor! Terapistimin önerisi üzerine İstanbul’da başladığım kitabı, yine terapistimin “İzin alıp minik bi tatil mi yapsanız acaba?” önerisi üzerine bindiğim Doğu Ekspresi’nde bitirdim
İnsan ve Duygular
BağlanmaAmir Levine · Aganta Kitap · 20186bin okunma
TARİHİ HOŞÇA KAL LOKANTASI
7/10
·176 syf.·
2023 2. kitabı
Göçüp Gidenler Koleksiyoncusu ile başlayan Şermin Yaşar'la tanışıklığım "Tarihi Hoşça Kal Lokantası" ile devam ediyor. Bir hikaye kitabı ama sanki her bir hikaye kendi içinde yoğun bir roman gibi alıp götürüyor. Upuzun bir yolculuğa çıktın sanıyorsun ama bi bakıyorsun sadece 5 dakika sürmüş. Yalın, sürükleyici ve biraz da sarkastik bir dili olduğu için bu kitabına da bayıldım Şermin hanımın. Okurken güldüğüm, tarafımdan unutulmaması için de altını çizerken düşündüğüm birçok alıntı oldu. Tekrar tekrar okuduğum, beni en çok güldürürken düşündüren alıntı "Bu Son Yağmurları" adlı hikayeden "Bazen düşünüyorum da şunlara aşık olacağıma Pavlov'a köpek olsam daha kolay öğrenirdim kime yaklaşmam kime yaklaşmamam gerektiğini. Öğrenemedim." Kitaba ismini veren "Tarihi Hoşça Kal Lokantası" adlı hikayeyi okurken sanki bir film sahnesi izliyormuş gibi oldum ve o sahnede oynayan oyunculardan biri benmişim gibi; beni biraz üzdü ve bana adeta o çaresizlikten gelen yalnızlığı ve boş vermişliği hissettirdi. Okurken yaşatan bir kitap, daha nicelerine...
İnsan ve Duygular
Tarihi Hoşça Kal LokantasıŞermin Yaşar · Doğan Kitap · 20248,1bin okunma