Yalan söylemeyen , başkasını aldatmayan, acaba ben enayi miyim, diye düşünüyor. Çünkü yalan söyleyen kazanıyor, çarklar yalancının lehine işliyor.
Böylece insan, kendi yaratılışına ters , uyumsuz bir duruma düşürülmüş bulunmaktadır.
İnsanlar acaba kandırılacak mıyım, kuşkusu ve kaygısı yaşıyor. Yasalar, hükümler, devletler yalancılığa karşı istediği kadar tedbir alsın, istediği ölçüde sert müeyyideler uygulasın; bunlarla yalancılığın önlenebilmesi hususunda mesafe alınamıyor. Yalancılık kurumsallaşmıştır.
İslam’ı diğer inanış sistemlerinden ayıran başlıca ölçülerden biridir, onun bu husustaki usulü: Müslüman sebeplerden kalkarak İslam’ı benimsemez, fakat Müslüman olduktan sonra hikmetleri araştırır.
Şüphe , mahiyeti gereği teselsül eder. Şüphe, vehmin türevidir. Dolayısıyla şeytani bir olgudur. Şüphe, kendi içinde sürekli olarak alternatifler getirir, bu yüzden, şüphe ile doğru yola koyulmak mümkün değildir.