Aklına dayanarak bulduğunu sandığı her çeşit sığınak, çok geçmeden vehme dönüşür. Aklı, bu yüzden müspet olguları gerçekleştiremez , vehimlerle oyalanıp durur. Bunun bir nedeni şudur: indan aklı, kurduğu her düşünce sistemi karşısında, ona karşı yeni bir sistem geliştirebilir. Hatta aynı insan gene akıl düzleminde kalarak birbirine zıt düşünceler oluşturabilir. Çünkü bu düşünceler, tek kaynaktan beslenmez ve tek kaynağa bağlı bir düşünce ile geliştirilmez.
Her şeyin birbirine karıştığı, sayılmayacak kadar çok ve karışık kavramlarla düşünmeye başladığımız bir dönemde , zihnimizi bu karmaşıklıktan, bulanıklıktan arındırmak nasıl mümkün olur?
Müslüman, ne zaman Allah’ın dışında bir rıza aramaya kalkışmışsa, yani ne zaman Müslümanlardan başkasına şirin görünmeye girişmişse , bu bakımdan uğradığı zillet yüzüne çarpılıp durmuştur.