Bilge

Bilge
@vera344
biz hasta olmazsak onlar nasıl kazanacak değil mi?
“Peki, tıbbi ilaçların bu kadar zararlı olduğunu sağlık bakanlığı bilmiyor mu ?sağlık bakanlığı buna neden izin veriyor ?”diyorlar. Kardeşim, sen kendin için bile araştırmıyorsun, Sağlık Bakanlığı senin için neden araştırsın? Veya başkaları, doktorlar neden senin için araştırsınlar? Araştırmazlar. Sen bile kendin araştırmıyorsun ve hep başkalarından bekliyorsun. Çünkü biz buna alıştırıldık. Peki bu alışma nasıl oldu? Daha önce insanlar köyde yaşarlardı. Kendi inekleri koyunları keçileri vardı. Her şeyi kendileri eker ve büyüttüklerini yerlerdi. Yani yediklerinin nasıl üretildiğini bilirlerdi. Sonra insanları şehir hayatı çok güzel gösterildi. Köy işi de çok hor ve çirkin gösterildi. Ağır sağlıksız ve aşağılık bir iş gibi gösterildi ve insanlar şehirlere akın etti. Şehirde de kadınlar mantar gibi evde otura kaldılar. Hanımların hali ne olacaktı? İki Odalık daireyi temizledi yemek pişirdi ve iş bitti. Sonra ne yapacaktı? Bu yüzden nelerle uğraştı bu kadınlar. Bahse geçen bozulmaya da bu da dahil oldu.Çünkü iş yok oldu halbuki hiçbir insanın boş olmaması gerekir. Çocuklarda büyüyünce iki Odalık dairelerle ne yapabilirlerdi? O yüzden televizyon ve bilgisayar kullanımı başladı. Halbuki köyde küçük çocukların eline kuzular koyunlar ve buzağı lar verilir. Çocuklar onlarla insan olurlar. Köydeki çocuklar küçük yaşta çalışmaya başlarlar. Bu fıtrata uygun çok güzel bir hayattır. Kimsede hastalık nedir bilmezdi. Artık çoğuşey sentetik ve ucuz oldu. Bütün bunların nedeni ise bunları yiyen AKILSIZ ve HASTA olsun , korkunç TIBBİ İLAÇLARI kullansın diye. Toprağı düşmanlara bırakıyoruz, şehirlere toplanıyoruz, tembel oluyor ve kaybediyoruz.
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
??? Doğrular doğru olduğu için mi doğru yoksa birileri bize doğruları doğru öğrettiği için mi?
Bence bir süreliğine sosyal hizmeti okul eğitiminin mecburi bir parçası haline getirmeliyiz. Bu hizmet, bencillik etmemeyi öğrettiği gibi çocuklara gerçek yaşam koşullarında sorumluluklar vermenin en hızlı yoludur.
Şu anda çocuklarımızın yaşamını denetleyen iki kurum ,sırasıyla ,televizyon ve okul eğitimi. Her ikisi de bilgelik ,sebat, ılımlılık ve adaletin gerçek dünyasını sonsuz ,bitmek bilmeyen bir soyutlamaya indirgiyor. Geçmiş yıllarda çocukluk ve ergenlik dönemi gerçek çalışmayla ,gerçek hayır işleriyle ,gerçek maceralarla ve gerçekten öğrenmek istediğin bir şeyi sana öğretebilecek ustaların peşinde koşmakla geçerdi. Topluluk yararına uğraşlarla ,şefkatli davranışlara, her seviyeden insanla karşılaşmaya ve onları anlamaya çalışmaya ,bir yuvanın nasıl kurulduğunu ve tam anlamıyla bir erkek veya kadın olmak için gerekli başka bir çok uğraşı öğrenmeye büyük zaman harcanırdı.
Gençliğimizin baharında size hiç özel yaşam hakkı tanımayan hatta verdiği “ev ödevini” yapmanızı talep ederek Yuvanız da bile sizi izleyen bir kurumda her gün zil sesiyle, bir hücreden başka bir hücreye geçmek saçma ve yaşama aykırıdır .