Şifa Vera

Şifa Vera

, şu anda okuyor
%8 (30/365 syf.)
Michael Thompson
8.6/10 · 718 okunma
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Oğlanlar bir yandan bağlantı kurma ihtiyacı hissederken bir yandan da uzaklaşma gereksinimi duyar, bu da duygusal bir uçurum yaratır. Bağ kurma ihtiyacı ile bağımsızlık arzusu arasındaki bu mücadele çocuk büyüdükçe farklı şekillerde ifade bulur. Fakat kaç yaşında olursa olsun çoğu oğlan çocuğu, duygusal açıdan sağlıklı bir yetişkin olma yolundaki mücadeleye pek iyi hazırlanmamıştır. Şöyle ki, oğlanlar ile kızlar duygu ifadesi konusunu karakteristik bir farklılığa sahiptir. Biyolojinin bundaki payı ne olursa olsun, söz konusu farklılık, kızları duygusal gelişime teşvik eden ama oğlanları bundan caydıran kültürel ortam nedeniyle katlanarak büyür. Erkeğin sert olması gerektiğine dair steroitipik kavramlar erkek duygularını reddeder ve duygusal yetkinliği tam olarak geliştirme fırsatını erkeğin elinden alır. Oğlan çocuklarının iç dünyasından uzaklaştırıldığı bu süreci hatalı duygusal eğitim adını veriyoruz. Bu eğitim, çocuğu sağlıklı bir bağlanmadan, duygusal anlayış ve ifade eden uzaklaştırıyor. Yaşı çok küçük oğlanlar bile duygularını gizlemeyi ve korkularını susturmayı hızla öğreniyorlar. Çocuk; hayatındaki çatışma, güçlük ve değişimlerle, son derece kısıtlı ve bir duygusal dağarcık kullanarak başa çıkmak zorunda bırakılıyor. Tüm donanımınız düzgün çalışıyorsa veya yalnızca çivi çakmanız gereken ufak tefek onarım işleri çıkıyorsa, alet çantanızda sadece çekiç olması herhangi bir sorun teşkil etmez. Ama yapmanız gereken işler karmaşık hale geldikçe, tek bir çekirdeğin yetersizliği de belirginleşmeye başlar.
Sayfa 23·Kitabı okuyor
Alıntı
Ne zaman tam bir teslimiyet ve samimiyetle dua ettiysem Rabbim dualarima karşılık verdi. Öyle ki en hayırlı haliyle icabet edileceği endişesi ile bazı dualarımı erteledim. Çünkü "hayırlısı" ile yüzleşmeye cesaretim yoktu.
Duygu ve Düşünce
Eylemsizligin bir çeşit aksiyon, sessizliğin bir çeşit çığlık olduğunu fark ettiğimizde hem hareket alanımız genişliyor hem de daha huzurlu oluyoruz. "Kendi kendine söylenmek" gibi hiçbir hedefi olmayan pasif agresif davranışlar değil kastım. Her yolu denediğimiz halde işe yaramayan eyleme tepki olan eylemsizlik; her sözü tüketmiş olmanın ardından gelen çaresiz sessizlik hayat kurtaran birer tevekkül biçimi bence.
'Yurdundan mahrum edip dolaştırdın Cem gibi. Ruhumla söndü alev, sonra ruhum da yandı. Kül oldu bir yiğidin figanıyla her umut. Bülbülün küllerine konan puhum da yandı. Böylesi bir yangını görmedi Nemrut bile. Kaktüsün gölgesinde nazlı âhım da yandı. Âhımdır zannederdim en belalı kıvılcım, Kirpiğine dokunan kanlı âhım da yandı. Bir damla su ver bana ey çöl! Bari sen küsme. Kalmadı hiçbir şeyim bak,günahım da yandı. Yenilgiler bir tufan gibi çöktü üstüme. Ülkem yıkıldı heyhat! Ordugâhım da yandı. Köleleri her akşam duman kıldı gözlerin, Başıma tâc ettiğim padişahım da yandı. İlk defa böylesine tutuştu gökkuşağı. Renklerim siyah oldu ve siyahım da yandı. O'ndan başka ne varsa yandı, Yandık sen ve ben. O'nu göreyim diye, kıblegâhım da yandı." Nurullah Genç Babamın ve annemin gençliklerinde kendi el yazılarıyla marş/ezgi yazdıkları defterler benim için en değerli kadim eserler. Ben de çocuklarıma bu minvalde bir hatıra bırakmak isterim. Kendi hobim olan şiirler üzerinden bir defter. Biz o dönemin idealist, radikal, dava ehli gençlerinden değiliz zaman itibariyle maalesef. O yüzden bizden işte çıksa çıksa "şiir defteri" çıkıyor. Ateşi avuçlarında hissettikleri o devirde yaşamak zor olsa da daha anlamlıydı muhtemelen. Geçen aile dostumuz annemin akrani abla biraz o dönemlerden bahsederken espriyle eşiyle ilk görüşmesinde aldığı ilk soruyu söyledi: "Bu dava öyle bir dava ki gerekirse içeri gireceğim yada öleceğim yine de var mısın?" Bu ciddiyete ablamizin kattığı hoşlukla bir güldük elbette ama ortamdaki 6 bekar kız aynı zamanda da içten içe takdir etti bu durumu. Adanmışlık, idealizm, dava ehli olma, sorumluluk duygusu, güven vs vs. bir çok şey çıkartılabilir. Şimdi eksik olan bir çok özellik. Neyse kendi konumu kendi ellerimle dağıttıktan sonra şöyle bir toparlamak gerekirse