Aslında üzerinde çok düşünmediğim ve düşündüğümde de çok çarpık ve anlayışsız şeyler düşündüğüm bir konuda bana farkındalık kazandırdı. Eşlerinden şiddet gören kadınlar... Ve yine de gidemeyen ve şans veren kadınlar. Bu konuda şu an iğrenç bulduğum düşüncelere sahipmişim, terk etmek ayrılmak çok kolay gibi düşünüyormuşum ve ayrılmadığı için kadına öfke duyuyormuşum bunu fark ettim. Neden kendine bunu yapıyor, mazoşist mi, hiçbir şekilde mantıklı değil diye düşünüyordum. Ama hayatın her alanında olduğu gibi bu alan da tamamen siyah ya da beyaz değil. İşin içinde insan duyguları olduğunda hiçbir şey siyah ya da beyaz olamıyor zaten. Empati sahibi bir insan olduğumu zannediyordum ama o kadınlarla hiç empati kuramamışım. Yazara bunu yapmamı sağladığı için minnettarım. Çok sevdiği, severek evlendiği, belki çocuğunun babası olan, beraber güldüğü üzüldüğü bir insandan şiddet görmek ve çaresizce bir daha yapmayacağına inanmak çok başkaymış. Kitabı okurken ben de çok sefer bir daha yapılmayacağına öyle ikna oldum ki şok ediciydi. Kitabın son sözünde yazarın kendi annesinin hayatından ilham alarak bu kitabı yazdığını okuduğumdaysa göz yaşlarımı tutamadım, o kadar etkilendim ki. İz bırakan bir kitap gerçekten. İnsanlara çok kolay bir şekilde tavsiye veriyoruz şöyle yap böyle yap neden böyle yaptın ki diyoruz ama hiçbir şey o kadar kolay değil. Evsiz insanların nasıl evsiz kalabileceği ve kendilerini bu durumdan kurtarmak isteseler de nasıl yollarının kesildiğini de yazar çok güzel anlatmış. Aslında kitap benim için 9/10. Sadece çok çok fazla müstehcen sahne olmasından rahatsız oldum ve 1 puan kırmak zorunda kaldım. Şu ankinin yarısı kadar olsa çok daha iyi olabilirmiş gereksiz derecede fazlaydı. Rahatsız olmayacaklara öneririm.