Savaş ne demek bilmiyoruz. Bazen birilerinin gazına öyle bir geliyoruz ki savaşı istediğimizi zannediyoruz. Hatta bazılarının içi coşkuyla doluyor tüm dünyaya gücümüzü göstermek filan istiyoruz. Bu kitap savaş ne demek, savaş insanların gençliğine, umutlarına, hayatlarına ruhlarına, neler yapıyor onlarda nasıl yaralar açıyor onu tüm çıplaklığıyla gösteren bir kitap. Kesinlikle çok beğendim. Savaşlar kahramanlık hikayelerinden ibaret değil hatta kahramanlık hikayeleri savaşlarda çekilen acıların binde birine bile denk gelmez. Savaşlarda sivillerin yaşadığı zorluklarla ilgili kitaplar evet okumuştum ama sivil asker diye ayırdığımız insanlar kim? Kim bu askerler? Birinin evladı birinin sevdiği birinin abisi, hatta dünya savaşları gibi büyük savaşlarda hepimizin bildiği gibi mesleği askerlik olmayan insanlar. Sıradan insanlar, halktan insanlar. Bir gün fırında ekmeğini pişirirken oturduğu sırada ders dinlerken ertesi gün kendilerini cephede bulmuş insanlar. Bu kitap bana savaşlar yüzünden kaybettiğimiz yüzlerce ırktan milyonlarca insanın acısını hissettird. Tavsiye ederim okumalısınız
Bence savaş salgın hastalık gibi bir şey. Kimse istemiyor derken bir de bakarsın herkes yakalanıvermiş. Biz savaş istemedik. Ötekiler de aynı şeyi söylüyorlar. Ama gene de dünyanın yarısı savaşa katılmış durumda.
Bir tek buyruk bu sessiz karaltıları bizim düşmanlarımız yapmış; gene tek bir buyruk onları dostlarımız haline getirebilir. Bir masa başında, hiçbirimizin tanımadığı bazı adamlar bir kağıt imzalıyorlar. Ve sonra, önceden dünyanın en büyük suç saydığı ve en şiddetle cezalandırdığı suç bizim en yüksek amacımız haline geliyor.