Eee sen şimdi Rasim Abi bunun neresinde, diyeceksin. Aslına bakarsan her yerinde. Adım adım, parça parça oluşuyor. Çünkü mesele bir adama rastlamamdan öte, o adama hangi halimle rastladığımla alakalı. Tam Rasim Abi'ye rastlamalıktım o gece; ilkokul öğretmenime, eski sevgilime, karşı komşuma ya da iş arkadaşıma rastlayacak bir ruh halinde değildim. Sanırım beni hiç tanımayan, muhtemelen benden daha beter durumda olan birine ihtiyacım vardı. Çünkü boka batınca, o boku hemen biriyle paylaşmak istersin. Başka türlü kurtulamazsın. Önemli olan, aşağı yukarı senin kadar batık birini bulmaktır. E, malum: Adamın derdi,seninkinden az ise dinleyesin gelmez, derdi seninkinden fazlaysa da utanır, konuşamazsın. Dert anlatacak birini bulmak da başka derttir vesselam. İşte bu çetrefilli dengenin ortasında Rasim Abi, hem her şeyini kaybetmiş birinin hüznünü hem de her şeyi baştan keşfetmiş birinin sükunetini aynı anda barındırıyordu. Oturuşu, kalkışı, her şeyi "Kim olursan ol, gel" der gibiydi.
Böyle süslü laflara değil, bir amaca ihtiyacım var. Bütün hatalarımı ve pişmanlıklarımı silecek, başıma gelen her şeyi, sanki ona varmak için yaşamışım gibi haklı gösterecek bir amaca ihtiyacım var.