borç ödemekle kuşandım yaşamaya. arının balını yemeyi, eriyip nehre kavuşan karın suyunu içmeyi, ayvayı kopardıktan sonra onu tüylerinden etmeyi, yolu bulduktan sonra durmaksızın yürümeyi, kanatlarım kaburgalarımı kırıp kürek kemiklerimin altından çıkınca onları önce çırpmayı, sonra onlarla uçmayı, takatimden kesilince düşmeyi, düşünce kalkmayı ve kalkıp seni görünce seni görmeye devam etmeyi ve seni görmeye devam ettikçe seni sevmeyi hep borç bildim sevgili. ayıkken söylediğim renkleri bağışla! ve ikimiz de aynı anda sarhoş olamayınca, tıka basa evlerle doldurulan bu şehrin bizi kaybettiğini avlularından bağıralım istiyorum. sonra küçük bir meyhaneye sığınıp her şeyi baştan hatırlayabiliriz. böylece haricimizde kalanları unutup, ayılmamızı muhtelif yerlerinden öldürebiliriz. ölmeden önce ölmek olur bu… doğmadan önce doğan şerefimize!