Yoruma geçmeden önce ütopya ve distopya hakkında sizi bilgilendirmek isterim.
Ütopya kelimesi ilk kez Thomas More tarafından "ou-topos" kavramından türemiştir. More, sadece kavramı değil kavramın içeriğini de belirlemiştir.
İdeal toplu tasavvuru, ütopyalarının ana temasını oluşturur. Ütopya, herhangi bir toplumda oluşmuş ve yer edinmiş siyasal ve sosyal düzenin iyi yanlarını alıp aksayan yönlerini düzeltme işlevini üstlenir. Kısacası ideal toplum tasavvurunu gözleri önüne serer.
Dsitopya terimi ise John Stuart Mill tarafından bulunmuştur. Modern döneminin insan üzerindeki olumsuz etkilerinin gösterilmesi distopyalarının ana temasını oluşturur. Baskın yöneticilerinin insanların tek tipe zorlaması, farklılıkları törpülemesi ya da izin dışı iletişiminin izin verilmemesi, başlıca işlenen konulardır.
Bilim ve teknik imkanlardaki gelişmeler ütopyalarda istenilen refah toplumunun temel dinamiğini ütopyalar oluştururken distopyalarda insanın tam kontrolünü, özgürlüğünü ve refahının baskılayıcı kısmını kurgular.
Ütopyalar, mutluluk için uyumun gerekliliğinden bahsederken, distopyalar uyum düzeninin yol açtığı korkuyu ve acıyı anlatır.
Şimdi kitaba geri dönelim. H.G Wells'in 'Dünyalar Savaşı' kitabı reading slumpa soktuğundan bu kitaba başlamak konusunda tereddüt içerisindeydim. Ama yazarın kitaplarını her yerde gördüğümden kitaplarını okumaya başlamaya kararı aldım.
Ana karekterimiz Zaman Gezgini, meslektaşlarına zaman makinesi icat ettiğini artık geleceğe gitmenin mümkün olabileceğini söyler. Fakat hiç kimse bunun münkün olacağı ihtimalini düşünmez. Zaman Gezgini, onları inandırmak için geleceğe gitmeye karar verir.
Zaman Gezgini, makinenin selesine oturduktan sonra hareket koluna dokunur. Makine onu önce günleri, ayları, yılları sonra binlerce zamanı aştırır ve