Kim öğretti bize seveni sevgisizlikle cezanlandırmayı
Bir yok oluştan fotoğraf gülümsemesi yaratmayı
Sahi sevilmek tanımadığın bir yürekte
Yok eder mi sevgini içinde
Herkes sevdiği kadar sevilmez
Herkes sevildiği kadar severmiş
Yaptıkların para etmez
Yapmadıkların biletini kesermiş
Ne yapsan ne etsen de insan değişmez
Aşk uğruna kimse kendinden vazgeçmezmiş
Gülse de acı çekse de dönmezmiş.
"Gurur,” dedi, "aslında çok sıklıkla rastlanan bir kusur. Bugüne kadar okuduklarım beni öyle olduğuna ikna etti. İnsan doğası gururlu olmaya özellikle yatkınmış ve gerçek olsun, hayali olsun, herhangi bir özelliğinden dolayı bir tür kendini beğenme duygusu yaşamayan hemen hemen hiç kimse yokmuş. Kibirli ve caka satmaya meraklı olmak ile gururlu olmak farklı şeyler, gerçi bu iki sözcük zaman zaman eşanlamlı olarak kullanılıyor. Bir insan gösterişçi olmadan da kibirli olabilir. Gurur daha çok bizim kendimizi nasıl algıladığımızla ilgili olan bir durumdur ama kibirli ve caka satma meraklısı olmak, başkalarının bizim hakkımızda neler düşündüğüyle bağlantılıdır.”
"Evet biliyorum; zaten tuhaf olan da bu ya! Senin gibi sağduyulu bir insanın, başkalarının saçmalıklarını ve aptallıklarım kadar görmezden gelmesi, akıl alır gibi değil! Sahte içtenlik çok sık görülen bir şey... Etrafımız dürüstlük numarasına yatanlarla dolu ama gösterişsiz ve beklentisiz bir dürüstlük, yani insanların karakterlerindeki iyi yönleri alıp övmek ve kötü yönlerinden hiç bahis açmamak, tamamen sana özgü bir şey.