• En büyük ve ünlü Fransız yazarlardan biri
    olarak kabul edilen Victor Hugo’nun ciddi düzeyde “Beğenilme” takıntısı vardı. “Sefiller”, “Notre dame’ın kamburu” gibi önemli ve başyapıt olan eserlerin yazarı olan Hugo’nun bu takıntısı öyle ciddi boyutlara ulaşmıştır ki yaşlanmayı geciktirmek için türlü bakımlar
    yapardı. Vücudunu diri tutmak için her sabah buzlu suyla yıkanma ve sesinin güzel çıkması için çiğ yumurta içme gibi alışkanlıkları vardı. Yazar, kötü görünmekten korkar; her zaman
    şık giyinir, her gün ama her gün berbere gidip saçını düzelttirir, dakikalarca aynada kendini izlerdi.
  • 572 syf.
    ·7/10
    Merhabalar Upuzunca bir okuma sonrasında bu yorumu girmiş bulunmaktayım. Çok merak ettiğim klasiklerden biri ile karşınızdayım şimdilik. Uzun zamandır okumuyor olmamın verdiği rehavetle gözümü çok korkutan bir kitaptı hacim olarak. İlk başta kapağı ile beni çeken ve elimde bulunan Morpa kültür yayınlarından okumaya başlamıştım bu kitabı lakin hem kitabın zorluğu hem de yayından kaynaklı eciş bücüş birbiriyle kaynaşmış harflerinden dolayı klasikleri okumayı tercih ettiğim Hasan Ali Yücel serisine hızlı bir geçiş yaptım. Bu kitapta çevre betimlemeleri özellikle Paris'in sokakları, caddeleri, mahalleleri ile sayfalarca süren tasvirleri ara ara esas hikayeden ayrı olarak sürüp gidiyordu kitapta. Hele ki kitabın ilk başı bambaşka bir şekilde yan karakterlerden birinin kesitinden başlayıp daha sonrasında 30-40 sayfalık bir Paris sokaklarına dalışı ile içimden bu kitap benim için çok zorlu geçecek dedirtse de şöyle bir 200'lü sayfalarda kitap akmaya başladı benim için. Bazı kısımları sıksa da kitabın özünü anlamaya çalıştım. Çoğu yerde okuyuculara hitap edilerek ana hikaye kesiliyor ve kendinizi belki de yazarın bir görüşü olan matbaanın gelişmesi ile mimarinin ölümünün hızlanması gibi sayfalarca anlatılan bambaşka bir yerde buluyordunuz. Ama her şeye rağmen ana hikayesi etkileyici bir romandı. Tüm olumsuzluklara rağmen Esmeralda'nın Phoebus'una karşı duyduğu aşkı; tüm imkansızlıklara rağmen tıpkı güzel ve çirkini andıran bir ilişki içindeki Quasimodo'nun Esmeralda'ya olan sevgisi; Phoebus'un tüm kayıtsızlığı; başdiyakozun ise hastalıklı bir tutkuya dönüştürdüğü vahşice düşlediği Esmeralda'ya olan takıntısı ve Gringoire'in hayata ve sanata olan tutkusu beni cezbetti. Kaliteli bir okumaydı. Kendimce böyle yorumladım. İyi okumalar dilerim. Sevgilerimle...