Hastalığı boyunca etsuyuyla beslenip de yiyeceği ilk ekmek kabuğunun nasıl olacağını düşünen , iyileşmeye yüz tutmuş bir hasta gibiydim. Bir ışık doğuyordu. Şimdi biliyorum bunun ne olduğunu : mutluluğa hazırdım.
Ve ben bu gece yaşamın belirli bir saydamlığı karşısında artık hiçbir şeyin önemi kalmadığı için ölmek istenebilmesini anlıyorum. Bir insan acı çeker, mutsuzluk üstüne mutsuzluğa uğrar. Katlanır bunlara , yazgısını benimser , iyice yerleşir içine. Saygı görür sonra bir akşam bir zamanlar çok sevdiği bir dostuna rastlar. Dostu biraz dalgın konuşur onunla.Evine dönünce , adam kendini öldürür. Sonra gizli dertlerden , bilinmeyen dramdan söz edilir. Hayır. İlle de bir neden gerekirse , dostu kendisi ile dalgın konuştuğu için öldürmüştür adam kendini. Böyle işte, dünyanın derin anlamını duyar gibi olduğum her seferde , onun basitliği şaşırttı hep beni.