"insan hafızası sahiden de çılgınca bir şey. işe yaramayan, lüzumsuz bir sürü şey çekmeceye kapatılmış gibi. gerçekte ise önemli, yararlı şeyleri art arda unutup gidiyoruz."
"biliyor musun, bazen kendi gölgemle yarışıyormuşum gibi hissediyorum," diyor korogi. "ne kadar hızlı koşsam da kaçamıyorum. kimse kendi gölgesinden kaçamaz."
"zamanla, kendi dünyam diyebileceğim bir şeyi yavaş yavaş meydana getirdiğimi düşünüyorum. ve orada tek başıma olduğumda, biraz rahatlıyorum. ancak kendime özellikle böyle bir dünya yaratmış olmam, aslında çok hassas ve zayıf biri olduğum anlamına gelmez mi zaten? genel olarak toplumun gözünde benim dünyam cılız, zayıf bir dünyadır. mukavvadan yapılmış gibi, biraz kuvvetli rüzgar esse, savrulup gidiverecekmişim gibi..."
"iş bittikten sonra yatağa girdiğimde, hep şöyle düşünürüm: artık hiç uyanmayayım. hep bu şekilde uyumaya devam edeyim. öyle olursa, hiçbir şey düşünmeme gerek kalmaz çünkü. ne var ki, sonra bir rüya görürüm. hep aynı rüyayı. hiç durmadan kaçıyorum ama sonunda beni yakalayıp bir yerlere götürüyorlar. buzdolabı gibi bir şeyin içine tıkıp, üzerime kapağı kapatıyorlar. sonra birden uyanıyorum. uyanıkken de peşimdeler, rüyalarımda da; hiç huzur bulamıyorum."