benim gönül kırgınlığım onların gittiği denizden, dev mürekkepbalıklarının, deniz ejderlerinin bulunduğu denizlerden daha derindi. kendimden büsbütün nefret eder olmuştum.
onu düşünüp bedenini hatırlayınca, kalbinde bir sıcaklık hissetti. o zaman bir balık ya da günebakan olmadığı için sevinç duydu. iki ayak üzerinde yürümek, giysi giymek, bıçak ve çatal kullanarak yemek yemek, mutlaka çok güç işlerdi. bu dünyada öğrenmesi gereken çok şey vardı. ancak eğer insan değil de balık ya da günebakan olmuş olsaydı, böylesine garip bir yürek sıcaklığını asla duyumsayamazdı.
"seni tekrar görebilecek miyim?" diye sordu samsa.
"birini görmeyi çok istersen, o kişiyi mutlaka yine görürsün," dedi kız. bu kez sesinde birazcık sıcaklık vardı.
"kuşlara dikkat et," diye seslendi gregor samsa.
"garip değil mi?" dedi kız düşünceli bir şekilde. "dünya yerle bir edilirken, kilidin kırılmış olmasını dert eden, üstüne üstlük onu tamir etmeyi kendine görev edinen insanlar var. düşününce bu tuhaf bir şey. sen de benim gibi düşünmüyor musun? ama belki de böylesi daha iyidir. aksine doğru olan budur. dünya yerle bir edilirken bile, insanlar bu tür ince işleri görev bilip, vazgeçmeden emek veriyor böylece akıl sağlıklarını koruyabiliyorlardır belki de.