"Her şeyin tadı kaçtı. Bir daha asla mutlu olamayacağım. Her şeye egemen olan korkunç bir duruluk var. Sanki dünya bir kristalden yapılmış, onu boydan boya çatlatmak için tırnakla şöyle bir dokunmak yeter...
Ya yalnızlık? Sanki yanan bir şey. Tıpkı üflemeden ağzına alamadığın koyu, sıcak bir çorba gibi. Ve hep orada, tam önümde! Kalın, beyaz porselen kâsesi içinde; eski bir yastık kadar pis. Beni bu yalnızlığa zorla iten kim?
"Bir başıma kaldım. İstek içimi yakıyor. Başıma gelenlere dayanamıyorum. Yolumu yitirdim, nereye gideceğimi bilmiyorum. Yüreğim istek duyduğu şeye asla sahip olamayacak... Küçük, özel sevinçlerim, özürlerim, kendi kendimi kandırmalarım hepsi bitti! Şimdi elimde kalan yalnızca geçmiş günlere, yitirdiklerime duyduğum özlemin alevi. Büyümek, peki ama ne için? Korkunç bir boşluktayım. Hayat artık bana acıdan başka ne sunabilir?
Odamda yapayalnız... geceler boyu bir başıma... dünyadan ve herkesten uzak, acılar içinde. Haykırsam sesimi kim duyar? Bu arada başkalarının yanında benliğim her zamanki inceliğini koruyor. Bomboş bir soyluluk - işte benden geriye kalan."