dionysos

dionysos
@vinrouge
Oysa ideoloji sanılıyor içimizdeki büyük nefret bazı felsefe sohbetlerinde! İdeoloji sanılıyor içimizde biriken ezilmişlik ve kaygı ve o büyük endişe: Kim bilir ne zaman asacağız kendimizi? !
gebze
Aralık 2021 tarihinde katıldı
Sensizlik bir şamar gibi yüzüme vuruldukça ben hep sessizliğe sarılırdım dört elle. Vücudumun her santimetre karesi tutkal gibi yapış yapış bir tutkuyla öpüşürdü hasretinle. Bir ihanetle yeni baştan yüzleşir gibi kilitlerdim o zaman evin tüm kapılarını! Sarıldığım sensizlik, unutulmuş bir ilahi okur gibi sıyırırdı gecenin ipekten geceliğini ve ben bir tanrıçaya tapar gibi öperdim sabahlara dek yokluğunun yorgun bedenini! Sensizliğin sonsuz ovalarında yeşeren intihar çiçekleri fotosentezle değil, kanımla beslenirlerdi geceleri. Çizgisiz beyaz kağıtlarımın üzerine dökülen zehirli bir mürekkep lekesiydi sensizlik; gitgide bulanıklaşarak akardın içime! Sensizlik, en kalabalık yalnızlığımdı benim, en frenlenemeyen, en şizofren yanım! Sensizlik, suratıma hunharca geçirilmiş panter pençelerinin bakışlarımda bıraktığı parmak izi! Sensizlik, sessizliğin en yüksek oktavında yazılmış, çığlık çığlığa söylediğim en kutsal ilahim! Sensizlik, ölüm gibi bir düşten tam öleceğin anda uyanmak... Sensizlik, en anlatılamayan masalı oysa evrenin, anlatmaya çalıştıkça aslında hiçbir şey anlatmadığını anladığın, anlatılamayacak bir masal sensizlik!...
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Nerde bozuldu bizim akordumuz? Re majör’den la minör’e geçerken olmasın sakın?! İçine atıldığımız rezilliği kimler ayakta alkışladı?! Şu dost sandıklarımız olmasın? Hani biz İbrahim soyundandık; bu yüzden mi soyunup ayrılık denen ateş denizine atladık?! Hani yakmazdı bizi kâfirlerin yaktıkları ateş? Hangi kavim daha günahkâr olabilir aşkı inkâr eden etmeye kalkışan kadar?! Bak, İstanbul’un göbeğine kocaman bir ateş yaktı bu kâfirler ordusu. İkimizin de ellerini yaktı bu ateş... Hani sevgilim, hani biz başkaydık?! Yeryüzünde aşka inanan hiç kimse kalmasa bile biz davamızdan caymazdık? Peki, neden üçüncü dereceden yanık şimdi avuçlarımız?! Kim reva gördü bize bu acıyı?! Hani biz yaradılanda Yaradan’ı görüp sonu gelmeyecek ibadetimize öyle başlamıştık?! Şimdi ne değişti? Yoksa Kabil’i katil eden sebep, bizim aşkımıza da mı göz dikti?! Arkasına bile bakmamıştı Lut, aşkı inkâr eden karısını helak edilmeye hazırlanan kentte bırakıp giderken! Ama ben bırakmadım seni; sana bağışladım terk etme şerefini! Ben şendeki Yaradan Yansımasını sevmiştim; şimdi ise şeytanın genel distribütörlüğüne soyundu her hareketin! Adım adım (in)kâr ortağı oldun sanki İblis’in! Şimdi Şeytan Ayetleri iniyor gözlerine; sure sure, bâb bâb,
Sana aşık olmak zorundayım!Her mevsim ceset çıkardı benim bakışlarımdan,yağan her yağmur ölü ele geçirdi bu şehrin aşkın ve acının terörüne gönüllü militan olmuş tüm arka sokaklarına!
Bedenim dar gelmeye başladı artık taşıdığı ağır tonajli şizofren ruha! Ardı arkasına yaptığım sigaralara 12 şekerli çaylar ekleyerek hayatımı sürdürme çalışmalarım...
Konuşmuyorum ağzım doluyken Kimseyle konuşmuyorum sevgilim Çünkü ağzımda hep sana söylemek istediğim o iki kelime Giderken bana bıraktığım tek bir gözyaşı Giderken sana bıraktığım dizleri kanayan Kocaman bir çocuk, dedim ya, ağlamak yok Beni bırakma