Rumeysa Menekşe

Puan vermedi·112 syf.··
2026 52. kitabı
·
36 saatte okudu
·
Okunma: 02 Mayıs 2026 12:05
Cadılar, Ebeler ve Hemşireler, Barbara Ehrenreich ve Deirdre English tarafından yazılmış, hacmi küçük ama içeriği oldukça yoğun ve sarsıcı bir kitap. Kitap, kadınların tarih boyunca üstlendiği şifacılık rolünü merkezine alıyor. Ebeler, bitkilerle tedavi eden kadınlar ve halk hekimliği yapan kişiler aslında bir dönemin en önemli sağlık kaynaklarıyken, zamanla nasıl “cadı” ilan edildiklerini çarpıcı bir şekilde anlatıyor. Bu süreç sadece bir inanç meselesi değil; aynı zamanda bilginin, gücün ve otoritenin kimde olacağıyla ilgili büyük bir dönüşümün parçası olarak ele alınıyor. Erkek egemen tıbbın yükselişiyle birlikte kadınların bilgi üretme ve uygulama alanından nasıl dışlandığını görmek insanı ister istemez düşündürüyor. Kitabın en güçlü yanı, bunu oldukça net ve doğrudan bir anlatımla yapması. Akademik bir metin gibi ağır ilerlemiyor ama buna rağmen ciddi bir bilgi birikimi sunuyor. Okurken birçok noktada “bunu daha önce hiç böyle düşünmemiştim” hissi oluşuyor. Özellikle geçmişte yaşananların bugünle olan bağlantısını kurması, metni daha da etkileyici hale getiriyor. Kısa olmasına rağmen altı çizilecek, üzerine düşünülecek çok fazla yer var. Bitirdiğinizde sadece yeni bilgiler öğrenmiş olmuyorsunuz; aynı zamanda sağlık, bilim ve tarih kavramlarına bakışınız da biraz değişiyor. Benim için hem öğretici hem de farkındalık kazandıran bir okuma oldu. Az sayfayla bu kadar güçlü bir etki bırakabilen nadir kitaplardan biri diyebilirim.
Cadılar, Ebeler ve HemşirelerBarbara Ehrenreich · Pinhan Yayıncılık · 2023605 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Puan vermedi·205 syf.··
2026 51. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 30 Nisan 2026 12:41
Öğrenci Törless’in Bunalımları, Robert Musil’in insan psikolojisini derinlemesine irdelediği, rahatsız edici ama bir o kadar da düşündürücü bir romanı. Okurken insanı konfor alanından çıkaran, yer yer huzursuz eden bir atmosferi var; fakat tam da bu yüzden etkisi kalıcı oluyor. Kitap, bir yatılı okulda geçen olaylar üzerinden gençlik, kimlik arayışı ve ahlaki sınırlar gibi konuları ele alıyor. Törless’in yaşadığı içsel çatışmalar, sadece bireysel bir bunalım değil; aynı zamanda insanın karanlık tarafıyla yüzleşmesi gibi daha evrensel bir meseleyi temsil ediyor. Karakterlerin birbirleriyle kurduğu güç ilişkileri ve zaman zaman sertleşen olaylar, insan doğasının sorgulanmasına yol açıyor. Musil’in dili oldukça yoğun ve yer yer felsefi. Bu da kitabı hızlı tüketilen bir metin olmaktan çıkarıp, sindirilerek okunması gereken bir esere dönüştürüyor. Özellikle Törless’in iç dünyasına yapılan uzun yolculuklar, okuyucudan dikkat ve sabır istiyor ama karşılığını da veriyor. Genel olarak, kolay okunan bir kitap olmasa da zihinde iz bırakan, okuduktan sonra üzerine düşünmeye devam ettiren bir eser. İnsan psikolojisinin karanlık ve karmaşık yönlerine ilgi duyanlar için oldukça etkileyici bir okuma deneyimi sunuyor.
Öğrenci Törless'in BunalımlarıRobert Musil · Cem Yayınevi · 2022561 okunma
Puan vermedi·216 syf.··
2026 49. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 26 Nisan 2026 18:14
Sevgi Üzerine: 21. Yüzyıl İçin Felsefe – Luc Ferry Bu kitap, ilk sayfalardan itibaren “kolay okunan” bir metin olmadığını açıkça hissettiriyor. Luc Ferry, sevgiyi yalnızca duygusal bir kavram olarak değil; felsefi, tarihsel ve hatta varoluşsal bir perspektiften ele alıyor. Bu yüzden okurken zaman zaman durup düşünmek, hatta bazı bölümleri yeniden okumak kaçınılmaz oluyor. Kitapta en dikkat çekici nokta, sevginin modern dünyadaki yerinin sorgulanması. Antik dönemden günümüze kadar uzanan bir çerçevede, insanın anlam arayışıyla sevgi arasındaki bağ oldukça derin bir şekilde işlenmiş. Ancak bu yoğunluk, okuma sürecini biraz zorlaştırıyor. Kavramların iç içe geçmesi ve yer yer akademik bir dil kullanılması, kitabı daha dikkatli ve sabırlı okumayı gerektiriyor. Buna rağmen, verdiği düşünsel katkı gerçekten güçlü. Okudukça sadece “sevgi” kavramına değil, hayata ve ilişkilerine de farklı bir açıdan bakmaya başlıyorsun. Kolay ilerleyen bir kitap olmasa da, sindirilerek okunduğunda oldukça değerli fikirler bırakıyor. Kısacası, hızlıca tüketilecek bir kitap değil; aksine zaman ayırıp üzerine düşünülmesi gereken bir eser. Eğer felsefeye ilgin varsa ve okurken zorlanmayı göze alıyorsan, bu kitap sana farklı kapılar açabilir.
Sevgi ÜzerineLuc Ferry · Beyaz Baykuş Yayınları · 202514 okunma
Puan vermedi·238 syf.··
2026 50. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 28 Nisan 2026 21:42
Kaldığımız Yerden – Merve Çömelek Bazı kitaplar vardır, seni yavaş yavaş içine çeker ve fark etmeden karakterlerle aynı sokaklarda yürüyormuşsun gibi hissettirir… Kaldığımız Yerden tam olarak böyle bir kitap oldu benim için. Yazarın dili oldukça akıcı ve samimi. Karakterlerin iç dünyaları, geçmişleri ve birbirleriyle olan bağları öyle doğal işlenmiş ki, okurken “bu hikâye gerçek olabilir” hissi sürekli benimleydi. Kitap, sadece bir olay örgüsü sunmuyor; aynı zamanda insan ilişkilerine, geçmişin izlerine ve “kaldığımız yerden devam edebilir miyiz?” sorusuna da dokunuyor. En çok etkilendiğim nokta ise finali oldu. Gerçekten hiç beklemediğim bir şekilde bağlandı ve kitabın tüm parçaları o sonla birlikte yerine oturdu. O ana kadar okuduklarımı yeniden düşündüm ve hikâyeye bakışım değişti. Böyle ters köşe ama anlamlı finaller her zaman daha kalıcı oluyor. Genel olarak duygusu güçlü, akışı hiç düşmeyen ve özellikle sonuyla iz bırakan bir kitap olduğunu söyleyebilirim. Eğer karakter odaklı ve sonunda şaşırtan hikâyeler seviyorsanız, bu kitaba kesinlikle bir şans vermelisiniz.
Kaldığımız YerdenMerve Çömelek · Metinlerarası Kitap · 20259 okunma
Puan vermedi·192 syf.··
2026 48. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 20 Nisan 2026 00:00
Nazım Hikmet ve Tiyatrosu, Antonina Sverçevskaya tarafından kaleme alınmış, yalnızca bir şairin değil; aynı zamanda bir sanat insanının, bir düşünürün ve sahneyle kurduğu güçlü bağın izini süren oldukça değerli bir çalışma. Bu kitabı okurken en çok hissettiğim şey, Nazım Hikmet’i sadece şiirleriyle tanımanın ne kadar eksik olduğu oldu. Daha önce onun hayatına dair yüzeysel bilgilerim vardı ama bu kitap, perde arkasını açan bir anahtar gibi. Özellikle tiyatroya olan ilgisi, oyun yazarlığı ve sahneyle kurduğu bağ beni gerçekten şaşırttı. Kitap, akademik bir metin olmasına rağmen düşündüğüm kadar ağır ilerlemiyor. Aksine, anlatımın akıcılığı sayesinde hem bilgi edinip hem de sıkılmadan okuyabildiğim bir eser oldu. Nazım Hikmet’in sanat anlayışı, dönemin politik atmosferiyle olan ilişkisi ve tiyatroya bakışı oldukça detaylı ama bir o kadar da anlaşılır şekilde aktarılmış. En etkileyici yanlarından biri de, onun sanatını sadece estetik bir üretim olarak değil, bir duruş ve mücadele biçimi olarak ele almasıydı. Tiyatro sahnesini bir ifade alanı, hatta bir direniş alanı olarak görmesi, ona bakışımı tamamen değiştirdi. Cem Yayınevi’nden çıkan bu eser, özellikle edebiyat ve tiyatroya ilgi duyanlar için oldukça kıymetli bir kaynak. Ama bunun ötesinde, bir sanatçıyı daha yakından tanımak isteyen herkesin okuyabileceği bir kitap. Benim için bu kitap, “tanıdığımı sandığım bir ismi yeniden keşfetmek” gibi oldu. Okudukça hem bilgi olarak doyurdum hem de Nazım Hikmet’e olan hayranlığım daha da arttı. Eğer siz de onun dünyasına daha derin bir pencereden bakmak istiyorsanız, kesinlikle şans vermelisiniz.
Nazım Hikmet ve TiyatrosuAntonina Sverçevskaya · Cem Yayınevi · 20037 okunma