Sevgi Üzerine, modern dünyanın en sessiz ama en köklü dönüşümlerinden birine odaklanıyor: sevginin toplumsal ve felsefi merkez haline gelişi.
Bir zamanlar insan hayatı, kendisinden daha büyük anlamlara bağlıydı: Tanrı’ya, devlete, devrime… Bugün ise bu büyük anlatıların önemli bir kısmı sessizce geri çekilmiş durumda.
Kitap, işte bu dönüşümü ele alıyor. Yazara göre bu değişim, bir “hümanizm dönüşümü”dür. İlk hümanizm, Immanuel Kant gibi düşünürlerin temsil ettiği anlayıştır. Bu yaklaşımda insanın değeri, akıl sahibi olmasıyla açıklanır ve evrensel ahlak kuralları ön plandadır.
Ancak yazar, modern dünyada bunun artık yeterli olmadığını savunuyor ve “ikinci hümanizm” adını verdiği yeni bir anlayıştan söz ediyor. Bu yeni hümanizmde insanın merkezinde akıl değil, ilişkiler ve sevgi vardır.
Bu dönüşüm en görünür biçimde evlilik kurumunda kendini gösterir. Yazar bunu “sevgi devrimi” olarak tanımlıyor. Bir zamanlar evlilik çoğunlukla görücü usulüyle gerçekleşirdi; aileler, gelenekler ve toplumsal zorunluluklar belirleyiciydi. Bugün ise evlilik büyük ölçüde aşk temelli bir tercih haline gelmiştir.
Geçmişe bakıldığında, uzun evlilikler, özellikle kadınlar için, çoğu zaman bir tercih değil zorunluluktu. Bugün artan boşanma oranları ise bir çöküşten ziyade, bastırılmış gerçeklerin görünür hale gelmesi olarak da yorumlanabilir.
Yazarın dikkat çekici yönlerinden biri de yalnızca bir filozof değil, aynı zamanda bir dönem Milli Eğitim Bakanlığı yapmış olması. Bu durum, aile ve eğitim üzerine geliştirdiği düşüncelere daha gerçekçi bir anlam kazandırıyor.
Kısaca yazarın söylemek istediği şey şu:
“Kant sana nasıl doğru yaşanacağını anlatır;
ama artık neden yaşamak istediğini, sevdiğin insanlar belirler.”