​"Geriye, Bir Yaralı Kuşa Ettiğin Merhamet Kalır"
Puan vermedi
​"Yol uzun, menzil uzak, kalk ey yolcu!" ​Modern dünyanın gürültüsünden sıkılıp, kendi içinize doğru derin bir yolculuğa çıkmaya ne dersiniz? ​Bu kitap, felsefe ile tasavvufun harmanlandığı muazzam bir arınma rehberi. Yazarın güçlü kalemi, ilk bölümlerde kurduğu felsefi altyapıyı kitabın sonunda kalbe dokunan harika şiirlerle taçlandırıyor. ​Neden Okumalısınız? (Olumlu Yönleri): "Geçer bu debdebe, mülk virane kalır..." diyerek unuttuğumuz o saf şefkati ve merhameti hatırlatıyor. Ucuz kişisel gelişim formülleri vermek yerine, insanı kendi nefsiyle yüzleştiren gerçekçi bir ayna tutuyor: "Ruh dilemmada, kalp mevcelere mesken." ​Kimler Zorlanabilir? (Eleştirel Yönü): Kitabın dili oldukça zengin, katmanlı ve edebi kavramlarla örülü. Günümüzün hızlı tüketim diline alıştıysanız sizi yavaşlatabilir. Ama kesinlikle sindire sindire okumaya değiyor! ​ Unutmayın: "Ey yolcu, sanma menzil ıraktır. Nefsini bilene, hakikat her dem nefestir." ​Eğer kalp aynanızı kederden arındırmak istiyorsanız, bu esere mutlaka kütüphanenizde yer açın. ​Kitaptan kalbime kazınan o son sözle bitireyim: "Padişah da olsa, sadece amelini alır. Geriye... Bir yaralı kuşa ettiğin merhamet kalır." ​Siz bu tarz içsel yolculukları seviyor musunuz? Yorumlarda buluşalım!
Eşref-i Mahlukat İnsanAbdurrahman Tuncel · Harika Yayınları · 20265 okunma
Elif Şafak - Gökyüzünde Nehirler Var
Puan vermedi·560 syf.··
2026 15. kitabı
Yazarın okuduğum üçüncü kitabı ve genel kültürüne hayran kaldım diyebilirim ancak adeta bir Netflix dayatması gibi ana karakterin sonradan lezbiyen olmasına bence gerek yoktu. Çok spesifik konular üzerinde derin bilgisi olan bir kadın. Yaptığı aforizmalar, kıssadan hisseler de oldukça hoşuma gitti. Eserlerin anlatımı olabildiğince yoğundu. Sultan Abdülaziz'in bilekleri kesilmiş halde ölü bulunup intihar süsü verildiğinin düşünüldüğünü burada öğrendim. Kolera'nın Ganj nehrinde ortaya çıkıp dünyaya yayıldığını da yine burada öğrendim (Siktiğimin boklu Hintlileri) Yazar, Arthur Smith'i gerçekte yaşayıp ona çok benzeyen George Smith'ten esinlenerek yaratmıştır. Eser eski bir zamanda Mezopotamyanın en önemli ve zengin şehirlerinden Ninovada başlar. Buranın kralı Assur-bani-pal'dir. Daha önce şehrinin istila seliyle yağmalanıp yok olacağı, taşlarının bile sökülüp götürüleceği kehanet edilmiştir. Kral babasının en küçük oğludur ve tahta çıkması imkansız olarak düşünüldüğünden ağabeylerine savaş, savunma vs. öğretilirken kendine bölüm, edebiyat, felsefe öğretilir ve babasının kendisini seçmesiyle krallığın gelmiş geçmiş en eğitimli kralı olur. Huzuruna eski lalası olan birisi ajanlık yaptığı gerekçesiyle çıkarılır. Adam işkence görmüştür, ajanlık yapmaktadır çünkü Assurbanipal düşman ülkeleri susuzlukla terbiye etmiştir. Assurbanipal kültürlü olmasına rağmen gaddar da bir adamdır ve onu yaktırır. Buradan Thames Nehri civarı Londra'ya atlanır. Nehir her şeyin atıldığı, kötü kokan ve pis bir nehirdir. Tosher isimli bir grup insan nehre düşmüş kıymetli nesneleri avlayarak hayatını idame ettirmektedir. İçlerinde Arabella isimli hamile bir kadın vardır. Sancısı tutar ve oğlu olur. Kadın bu çocuğu büyütemeyeceğini, söyler. Kendini bile zor doyurmaktadır. Kocası alkolik, sorumsuz
Gökyüzünde Nehirler VarElif Şafak · Doğan Kitap · 20251,735 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
8/10
·496 syf.··
Beğendi
·
2026 19. kitabı
·
28 saatte okudu
·
Okunma: 29 Mayıs 2026 18:25
Bu yazarı ve kitapları çok sık karşıma çıkıyordu. Bu kitabına bir şans vermek istedim. Yazarın kendine has kalemi kendini gerçekten belli ediyor. Asla sıkmıyor, betimlemeler tam dozunda ve olay örgüsünü çok iyi kurgulamış. Yazmaya devam ederse çok iyi işler çıkaracağından eminim. Çok fazla romantik kurgu okudum bu yüzden kitabın diğer romantik kurgulara benzemesinden gerçekten korktum ama öyle değilmiş. Evet konu bakımından benzerlik var sonuçta bir kadın ve bir erkek tesadüfen tanışırlar ve aşık olurlar olay budur. Ancak o sıkıcı betimlemeler, olayların gereksiz uzatılması gibi şeyler asla yoktu bu yönüyle çok sevdim kitabı. Cinsellik barındırıyor bu uyarımı da yapayım. Konusundan bahsedecek olursam; Süveyda babasının ölümünden sonra annesiyle ve onun yeni sevgilisiyle yaşamını sürdürmeye devam eder. Bir gün yaşadığı tatsız olaylar sonucu evi terk etmeye karar verir ve Ankara’ya yerleşir. Bir kitap kafede çalışmaya başlar ve orada Oğuz ile tanışırlar. Geçmişi yakasını bırakmayan Süveyda, yaşadığı türlü zorluklar bir yana, bir de kalbini Oğuz’a kaptırır.
Virane DüşlerÜmran Tan · Pukka Yayınları · 2025171 okunma
7/10
·512 syf.··
Beğendi
·
2026 9. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 22 Mayıs 2026 18:22
Aşiyan kitabı Hümeyra’nın elinden okuduğum üçüncü kitap çok farklı bir yazar zaten daha önce de bahsetmiştim resmen kitabı elinizden bırakamıyorsunuz tabii ki herkesin zevki farklı ama ben çok seviyorum Hümeyra’nın kitaplarını gerçekten ellerine emeğine sağlık direk ikinci ve üçüncü bölümü de ısmarladim Hümeyra Aşiyan 1 - Virane
Aşiyan 1 - ViraneHümeyra · Dokuz Yayınları · 20211,540 okunma
10/10
·226 syf.··
2026 46. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 21 Mayıs 2026 00:19
Cân yandı nâr-ı aşkına, yansın beden dahî Âteş-perestî-i aşka gerekmez kefen dahî Syf 125 Kitap normal bir aşk yolculuğu değilde aşkın kelime anlamından başlayarak, tasavvufi derinliğine kadar giden edebi bir yolculuktur. Bu yolculukta okuyucuyu okurken hem sarsıyor, hem de insanın içindeki hisleri uyandırıyor. Divan edebiyatını o kadar çok seviyorum ki, beyitler, gazeller içime nakış nakış işliyor. Ne varsa eskilerin sözünde varmış, iki satır gazel insana dokunuyor. Bu kitabı seçmemin sebebi de buydu. Kitapta yaşanan hikayelerden sonra bir beyit geliyor ki dağıtıyor etrafı rüzgarıyla: Gönlümün sırça sarayın dest-i cevrinle yıkıp Gussa vü gam bûmuna virane kıldın âkıbet Syf 154 ​Anlamı: "Gönlümün o narin, camdan yapılmış sırça sarayını o acımasız cefa elinle yerle bir ettin. O güzelim sarayı yıkarak en sonunda tasa ve keder baykuşlarının tüneyeceği, hüzün dolu bir harabeye çevirdin." Kitabın adı da Hayal hatun karakterinin hikayesine dayanıyor. Zamanında yaşadığı kölelikten sultanlığa dayanan bir aşk hikayesi. Tesadüfler ve onu aşka sürükleyen bir hikaye, ah o kadar güzeldi ki, okudukça yaşanan yerlerin içinde adım attım resmen. Bedeni buradaydı, Bunun farkına varıyordu, ama benliği eskilerde bir zamanda. Syf 18 Edebiyatımızın ve kültürümüzün yapı taşları olan klasik aşk kıssalarına sıkça atıfta bulunuyor yazar. Yusuf ile Züleyha, Ferhat ile Şirin, Leyla ile Mecnun gibi sembolleşmiş karakterlerin hikayeleri üzerinden aşkın anatomisini çıkarmış adeta. Bu güzel kitap okunmaya değer.⚘️
Duygu ve Düşünce
Aşknameİskender Pala · Kapı Yayınları · 20192,951 okunma
8/10
·144 syf.··
2026 53. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 29 Nisan 2026 00:00
insanın iç dünyası ve manevi denge üzerine rehber niteliğinde bir kitap. Kitabın temel mesajı şu: İnsan aslında en çok çaresiz kaldığında değil, dua etmeyi unuttuğunda yalnızdır. Yazar, hayatın zorlukları, kaygılar ve içsel boşluklar karşısında duanın sadece bir istek aracı değil; aynı zamanda ruhu sakinleştiren, insanı toparlayan ve anlam kazandıran güçlü bir bağ olduğunu anlatır. ”Dünya saadeti elde etmek isteyen insan, duadan el çekmeden yaşamalı, duayla sürekli ilişki hâlinde olmalıdır.” ”Duasızlık , insanın hem ruhuna hem vicdanına hem de hususi kainatına terstir.” Asıl kıymetli dua ve ibadet, insanın hasta ve muhtaç olmadığı zamanda yaptığı duadır. Hasta ve muhtaç iken yapılan dua ve ibadet, mum ışığı değerinde ise genç ve güçlü iken yapılan dua ve ibadet, güneş değerine ulaşır. Kitap boyunca: İnsan zihninin geçmiş pişmanlıklar ve gelecek kaygıları arasında sıkıştığı, Bu sıkışmışlığın huzursuzluk ve mutsuzluk yarattığı, Duanın ise bu karmaşayı sadeleştirip kalbe huzur verdiği vurgulanır. Yazar ayrıca, dua ile kurulan bağın insanı hem psikolojik hem de manevi olarak güçlendirdiğini, hayata daha umutlu ve dengeli bakmayı sağladığını ifade eder. Dua eden insanın, kontrol edemediği şeyleri kabullenmeyi ve iç huzuru bulmayı daha kolay başardığını söyler. ”Duayı terk etmek bahçemizi bakımsız veya evimizi virane bırakmak gibidir. Duayı terk eden kalp harabe yuvaya döner.” Bazen birisi için dua ederiz, ancak o kendisi için bunu istememektedir. Duamızın onun üzerinde tesirli olması için bunu onun da istiyor olması gerekir. Kısaca yazar Hayatın karmaşası içinde kaybolan insana, yeniden merkeze dönmenin yolunun dua ile mümkün olduğunu anlatan, sade ama etkili bir manevi rehber sunuyor. İyiki okumuşum kitaptan çok şey öğrendim hem bana hem hayatıma çok şey kattı.
Duayı Yeniden KeşfetmekMecit Ömür Öztürk · Hayy Kitap · 202693 okunma