Vakit haddesinden geçmeden evveldi
kararmış başımla dikenlerim vardı
kabzı yaşadım dikenlerim kırıldı
kara lekelerimse dönüyor gümüş tellere
şükran borçluyum simyacının iki eline
Şer sandığım daracık rahimden
hayır ve hamd ile doğuyorum yeniden
Önümde küçücük an iğne deliği
geçilmez sanıyorum fakat öyle değil
bütün aczimle sığınıp en büyüğe
sekerek geçiyorum incelmişliğimle
Bende yarımlık tamdır tamlık da yarım
tamam oluşuma bir yol bakarım
hava puslu görmüyor gözlerim
ileri uzanmaz yordamsızdır elim
ne hayal ne nefes ne de bir rüzgar
dağılmayan yekpare belirsizlik
Neyzen benim için üflemedi mi hâlâ
ruhuma müsavi ahengi duymadım
neden her yer sessiz belki de sağırım
işitsem anda kalıp çökebilirim