Gücüm ne kader prangalarını kırmaya yetiyor
ne ayağıma dolanan tökez bağlarını çözmeye
peki ya bacaklarımda biriken şu koşmaklar
azat edin yazgımı hürriyetim kaç para eder
Benim özgürlüğüm ki doludizgin atları çatlatır
siz yelelelerinden kopan fırtınaları izlerken
gökdoğanlar ebabiller hayrete düşerken
ben amansız yollarda sonsuz gökte olmalıyım
Birbirini doğuran matruşka günlerden
bebek kahkahalarının haberini doğurtmalıyım
Bağlı basiretle ne bu telaş nefsim bir dakika
hangi kahin muştuladı o vaktin hayrını
Bekle ve körebe oynadığın günleri hatırla
uzandığında hayalet yakalayabildin mi hiç
Gergefte gerilip tığla işlenen kalbin acıyor
ancak sabredip bak şekillenen laleyle güle
Ey tanrısını kıyamete zorlayan Musevi acelesi
sen nereden nasıl ve ne zaman sindin üzerime
yoksa zaten ezelden var mıydın hamurumda
Allahın iki eliyle yaratıp ruhundan üflediği
meleklerin secde edip İblisin büyüklendiği
meleklerin de şeytanların da yegane rakibi
dağların kaçtığı yükü sırtlanan cahil zalim
Taşıdıkça sancır kemik ve kütürder her adım
Yerin dibine açılan foseptikler bizim için
asumana tırmanan basamaklar hakeza
Büyük alemdeki sayımsız küçük alemiz
yazık emr balçığına uyluklarınca gömülüp
levm göğüne başını vuran dev sadece benim