Yine yüzleşmek zorunda kaldığımız her zorluğun nedenini, nasılını, sonuna kadar sorgulamamız gerekiyor. Yanlışlığı düzeltmek, kırılmışı tamir etmek konusunda ciddi bir azim geliştirmek, biz insanoğlunun temel mesuliyetlerindendir bana kalırsa.
Mühim olan, her ne yapıyorsan yap, bunu gönüllü bir şekilde ifa edebilmektir. Yaşarken gönüllü olamayan, içinde bulunduğu anın yabancısı olur. Hayatını anlamlı kılmak mı istiyorsun? Karşına çıkan zorlukla mücadeleni gönüllü bir biçimde vereceksin.
Aksi halde kendini boşluğa düşmüş hissetmen kaçınılmaz oluyor.
Çünkü mücadele içselleştirilemediğinde, verdiğimiz emek boşa gidiyor hissine kapılıyoruz. Soruna gelirsek, peki bu nasıl mümkün olur? Nasıl içselleştirebileceğimiz, gönüllü olabileceğimiz, uğrunda zorluklarla mücadele etmeyi göze alabileceğimiz bir duyguyla yaşama katılabiliriz? Yine başa dönecek olursak: Dünyadaki yerimizin izini sürerek ve yaşama sebebimizi bularak. Biz kimiz, hayattan ne istiyoruz? Nasıl kabul görmekten mutlu oluyor, nasıl algılanmaktan nefret ediyoruz? Şimdinin moda sloganı "kendini sev". Kendimizi sevelim iyi de, en başta şu sorunun cevabını bulalım: Kim, nasıl bir insan sevgideğerdir? Sonra başka bir soruyla devam edelim: Ben sevgideğer miyim? Sonra da en önemlisi, çaba ve emek harcayarak en azından kendi tanımımıza uygun olarak sevgiye, sevilmeye layık bir insan haline gelebilelim. Emek harcamadan herkes kendini olduğu gibi severse toplum kendini beğenmiş, bencil bireylerden oluşur diye düşünüyorum.