Hüseyin s

Hüseyin s
İnsanlar birbirine yara açmadan yara sarmayı öğrenmeli
meraklı bir girişimci
Kayseri
Kayseri
72 okur puanı
Ekim 2021 tarihinde katıldı
İyi Bayramlar
Herkesi konuşan kendi yolunu kaybeder, Gıybet masum bir söz sanılır; oysa kaderle yapılan gizli bir antlaşmadır. İnsan bir başkasının konuştuğu anda kendi yolundan enerjisini çeker ve onu başka bir hikayeye bağlar.o an kader yön değiştirir . Enerji nereye akarsa, yazgı orada şekillenir . Gıybet eden kişi farkında olmadan kendi kader enerjisini parçalar. Dışarıya akan her söz içerideki düzeni bozar. Bu yüzden gıybet arttıkça; 💥Hayat ağırlaşır 💥yollar uzar 💥Aynı sınavlar tekrar eder. İnsan neden hep aynı şeyleri yaşıyorum ? Diye sorar ama cevabını duymak istemez . Çünkü hal değişmedi… Tasavvufta kader başa gelen değil,taşınan titreşimdir. Kalpte ne varsa zamanla olay olur. Gıybet titreşimi düşürür. Düşen titreşim daha küçük ihtimalleri çağırır. O yüzden gıybet edeni kaderi genellikle şikayetlidir; bollukta bile darlık , ilişkide bile eksiklik hisseder. Çünkü enerji bölünmüştür. Bir insanı yargıladığında onun enerjisiyle bağ kurarsın. O bağ görünmez bir iptir. İşte kader dediğimiz şey bu görünmez bağların toplamıdır. Kimleri konuşuyorsan onlarla yürürüsün. Bu yüzden büyükler Kimi diline alırsan, kaderine alırsın demiştir. Gıybetten arınmak susmakla başlar ama orda bitmez. Asıl temizlik şu farkedişle olur: Başkasıyla uğraştığım her an kendi yazgımdan çalıyorum. İnsan bu cümleyi gerçekten duyduğunda dili kendiliğinden yavaşlar.yavaşlayan dil enerjiyi toplar, toplanan enerji kaderi yumuşatır. Ve bir gün insan şunu fark eder: Artık konuşacak kusur bulamıyordur Çünkü kaderi yükselmiştir . ☝️Kader ne yaşadığın değil , nasıl titreştiğindir. ☝️Gıybet, titreşimi düşürür. ☝️Suskunluk yazgıyı değiştirir.
Reklam
Hayırlı sabahlar
sabahın seher vaktinden nasiplilere selam olsun
Din İslam
Hayırlı sabahlar
Ezan ile uyanan darda, Secde ile eğilen zorda, Dua ile yürüyen yolda kalmaz.
Yaşayan Putlar! Kur’an’da Araplara ait üç putun “ismi” özellikle veriliyor. Acaba neden? Nüzul sırasına göre putların ismi ilk olarak Necm suresinde geçiyor. Yani 6 yıl boyunca putların ismi hiç geçmiyor. İlk olarak Necm suresinde üç putun ismi verilerek şöyle deniliyor: “Lât ve Uzza’yı ve diğer üçüncüsü Menat’ı gördünüz mü?” (Necm; 53/19-20) Sonra bunların aslında ne olduğuna geçiliyor. “Onlar” deniyor , gerçekte “Sizin ve atalarınız taktığı bir takım isimlerden başka bir şey değildir.” (Necm; 53/23) Yine “Onlar” deniyor “Zanna ve nefeslerinin arzularına tabi oluyorlar” (Necm; 53/23). Kendi taktıkları bir takım isimler (esmâen semmeytumûhâ)… Zan ve nefislerinin arzuları (tehve’l-enfüs) … Demek ki “put” denilen şeyin insanın iç dünyasındaki kökü heva ve heves ve bunlar bir takım“isimler”den başka bir şey değil. İnsanlar o “isimlere” anlam yüklüyor ve perestij ederek yüceltiyorlar. O “isimlere” dokundurtmuyorlar ve etraflarında atomu parçalamaktan da zor önyargılar oluşturuyorlar. Putları kırmak aslında bu “isimleri” alaşağı etmek ve etraflarında oluşturulan önyargıları kırmak demek oluyor. *Peki, madem putlar bir takım isimlerdir, taştan tahtadan yapılmış tasvirleri de nefislerin hevasının dışa vurmuş sembolleridir, dahası Lât , Uzza ve Menat’ın tahtadan taştan yapılmış tasvir ve heykellerinin şu an yerinde yeller esmektedir, o halde bu “isimlerin” hala Kur’an’da yer alıyor olmasının ve bizzat “isimlerin” anılmasının sebebi ne olabilir? Bu putlar öyle bir şey olmalı ki hala yaşıyor, nefislerin hevasından kaynaklanıyor ve “isimlerinin”hala bir anlam ifade ediyor alması ve tapınç nesnesi haline getirilmiş olması lazım. Hem de ne anlam ifade ediyor!
Hayırlı sabahlar
dünya bir topraktır ne ekerse insanoğlu ömür sermayesiyle vuslatın hasadı o olur
Din İslam
Reklam