Herkesi konuşan kendi yolunu kaybeder,
Gıybet masum bir söz sanılır; oysa kaderle yapılan gizli bir antlaşmadır. İnsan bir başkasının konuştuğu anda kendi yolundan enerjisini çeker ve onu başka bir hikayeye bağlar.o an kader yön değiştirir .
Enerji nereye akarsa, yazgı orada şekillenir .
Gıybet eden kişi farkında olmadan kendi kader enerjisini parçalar. Dışarıya akan her söz içerideki düzeni bozar. Bu yüzden gıybet arttıkça;
💥Hayat ağırlaşır
💥yollar uzar
💥Aynı sınavlar tekrar eder.
İnsan neden hep aynı şeyleri yaşıyorum ? Diye sorar ama cevabını duymak istemez .
Çünkü hal değişmedi…
Tasavvufta kader başa gelen değil,taşınan titreşimdir.
Kalpte ne varsa zamanla olay olur. Gıybet titreşimi düşürür. Düşen titreşim daha küçük ihtimalleri çağırır. O yüzden gıybet edeni kaderi genellikle şikayetlidir; bollukta bile darlık , ilişkide bile eksiklik hisseder.
Çünkü enerji bölünmüştür.
Bir insanı yargıladığında onun enerjisiyle bağ kurarsın. O bağ görünmez bir iptir.
İşte kader dediğimiz şey bu görünmez bağların toplamıdır. Kimleri konuşuyorsan onlarla yürürüsün. Bu yüzden büyükler
Kimi diline alırsan, kaderine alırsın demiştir.
Gıybetten arınmak susmakla başlar ama orda bitmez. Asıl temizlik şu farkedişle olur:
Başkasıyla uğraştığım her an kendi yazgımdan çalıyorum. İnsan bu cümleyi gerçekten duyduğunda dili kendiliğinden yavaşlar.yavaşlayan dil enerjiyi toplar, toplanan enerji kaderi yumuşatır.
Ve bir gün insan şunu fark eder:
Artık konuşacak kusur bulamıyordur
Çünkü kaderi yükselmiştir .
☝️Kader ne yaşadığın değil , nasıl titreştiğindir.
☝️Gıybet, titreşimi düşürür.
☝️Suskunluk yazgıyı değiştirir.