Evin

Evin
@vnln_2357
Odayı veya müziği biz istemedik ama madem buradayız dans edelim gitsin.
Kızıl (spoiler)
6/10
·68 syf.··
Beğendi
·
2024 3. kitabı
Berger, arayış içinde olan ama ne aradığını bilemeyen hayal kırıklığını omuzlamış bir adamdı kitap boyunca. İçindeki boşluğu sürekli olarak doldurma çabası içinde umutsuzca çırpınıyordu. Arkadaşlıkla, yaşıtlarının yaptıklarıyla, şehvetle, gördükleri ve içinde olamadığı hayatın sıradanlığı ile büyülenerek... Sürekli olarak oraya ait olmayan parçalarla orayı doldurmayı deniyor, yanılıyor, yerinden çıkarıyor ve bu arayıştaki cesaretini daha da yitiriyor omuzlarına daha fazla kırılmışlık atıyordu. Düşüyor, kalkıyor, düşüyor sonra yine kalkıyor ve bunu sürekli tekrar ediyordu. Aslında kalktığı pek söylenmez, onun yaptığı sadece düşmek gibi geliyor şu an bana. Sürekli bir itiraz halinde ve kendinden pek de memnun olmayan bir tavırla, varlığını reddediyor bu yüzden de kaybediyordu. İçine kapanıklığı bir hastalık gibiydi onun için, yaşam enerjisini sönümleyen, onu engelleyen, içinde günden güne daha büyük bir alan işgal eden, bir an önce kesip atılması gereken bir hastalık. Birden bire hayatına karanlık bir ışık olarak giren bu küçük kızın hastalığı, şüphesiz o boşluğun ne olduğunu anlamasına yardım etmişti. Hatta daha da ileri gitmiş, orayı doldurmuştu. Artık eksik hissetmiyor, kendisini olduğu şekli ile sunabiliyordu. O, o olmuştu; kendini bulmuştu. "Yeni bir yaşam başladı" diye yazıyordu bir şeylerin olmasını beklerken unuttuğu günlüğüne. Yazık ki her şeyin bittiği güne denk geliyordu bu. Her şeyin bittiğini anladığı güne. Ölümüne. Neden tam da istediği yerden keyifle yaşama başlamak üzereyken her şey bitmeye karar vermişti? Olması gerektiği gibi ilerlemeye karar vermişken hayatın bu yaptığı alçaklık değil de neydi? Zamanlama, her şeydi peki ama Berger neye geç kalmıştı ki? Neyi ertelemişti? Belki de içindeki boşluğa o denli odaklanması onun çevresini algılamasına engel
KızılStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202236,9bin okunma
Reklam
Altıncı Koğuş (Spoiler)
7/10
·68 syf.··
Beğendi
·
2024 8. kitabı
Pe-ka-la... Bu tuhaftı, hem de oldukça. Zihnimdeki bazı kavramların sınırlarının silikleştiğini hissediyorum. Birbirleri içinde kayıp gidiyorlar. Beklenmedik bir son! Hala sindirmiş değilim. Kitap kabaca "delilik" dediğimiz kavramı irdeletiyor. Kime göre veya nasıl oluştuğu ile ilgili değil. Sadece kelimenin anlamı üstünde duruyor: delilik. Nedir? Bunu tarafsız bir tutumla yapmaya çalışırken yazarın başarısız bir girişimde bulunduğunu düşünüyor hatta bundan hiç olmadığım kadar emin de oluyordum. Sonuçta bir deli ile sıradan bir insanın arasındaki farkı kavramak o kadar da zor olmasa gerekti? İvan deliydi mesela, Moyseyka, Gromov... Bunların her biri davranışlarında aşırılığa kaçmış ve düşüncelerinin hayatlarına kara bir bulut gibi çökmesine izin vermiş kişilerdi. Tek bir düşüncenin... İlerleyen sayfalarda aklıma geliyor, ara sıra ben de izin veriyorum tek bir düşüncenin hayatımı kontrol etmesine, yeterli bir tanım olmasa da idare edeceğim sanırım. Öte yandan aklımı kurcalıyor; örneğin Nikita, o da sabit düşünceli hatta hakaret olmasın oldukça sığ bir insandı. Aynı şeyi tekrar edip duruyordu belki de. Ve bunu sorgulamıyordu bile! Toplum tarafından kabul görüldüğü için hala parmaklıkların diğer tarafında olmayabilir miydi? Ya da hastanedeki diğer çalışanlar yaptıkları usulsüzlükler, her biri bir çeşit deliliğe örnek değil mi? Bir çeşit bozukluk, normal olanın dışında... Bu bizim ilk tanım işte. Ama neden, onlar neden deli değil? Bunlar zihnimde kendine yer bulmaya çalışırken bir şey fark ettim, ses çıkarmadan öylece zihnimin bir köşesine bırakılmıştı. Normal olmayan her şey delilik filan değil. Dahası insanı doğası itibari ile ele almak bile bunu desteklerdi, o halde kitaptaki 'deliler' gerçek mi? Bu soruyu kendime birkaç kez sordum. Absürt geldi ama sanırım
Alıntı
Altıncı KoğuşAnton Çehov · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202687,2bin okunma