Vortexa

Kaç defa silkelendim. artık yeter bugün uyandığım yeni bir gün bu yeni bir sayfa dedim kendime tokat bile attım ama aynı gün aynı yırtık sayfa işte. üstü karalı altı çizili onca hatıra yüzüme yüzüme tükürdü. yetmedi mi. Tuğba Karademir
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Mutsuza Kim Bakacak
kalbimi de büyüttüm sonunda artık bazen gözlerime tırmanıp bakıyor sokağa kirpiklerime tutunuyor, o ince parmaklıklara öyle çok büyüdü yani, görsen şaşarsın. kalbim sanırım büyüyünce sokaklarda ağlayan biri olacak rezillik yani maviş anne! kalbim komik kaçacak kaçmaması için sen en iyisi kalbime de benim serüvenimden bir yer ayırt aman, mutsuz bir yer olmasın! Didem Madak
Şiir
Mutsuza Kim Bakacak
Bilir misin maviş anne? ben çekildiğim her fotoğrafta defolu bir kelebek gibi çıkarım. mavi kareli gömleğiyle hatırladıkça babamı kırpıp kırpıp fotoğrafları, döküyorum başımdan aşağı sanırım ben assolist oldum maviş anne şimdi mutluyum... Didem Madak
Şiir
Anna
Biz her şeye, esirgeyen ve bağışlayan, çokça esirgeyen ve çokça bağışlayan, hep esirgeyen ve hep bağışlayan Rabbin adıyla başlayan adamlarız Anna. Büyücülerin, haramilerin, borsacıların, reklamcıların, korsanların, işgalcilerin, bankacıların elinden kurtulmamız da bundan. Sanayi devriminde bile, karanlık, rutubetli, çok bağırışlı, çok nefessiz, çok sabahsız, çok aşksız, çok çiçeksiz, çok neşesiz, çok kitapsız bir fabrikada hayatta kaldık sırf bu yüzden. Piyasaların hınçla dolu iniş çıkışlarına kalbimiz dayanıyor bir şekilde. Kalbimiz derken, ilk gençliğimiz, sakalımız, bir kasetin iki yüzüne de ardarda kaydedip dinlediğimiz şarkımız diyorum aslında. İşte böyle yaşıyoruz ve yaşamak da sana dair uzayıp giden bir özleme dönüşüyor. İnsaf et Anna! Gidelim buradan. Senin masumiyetini, bilgelik zamanlarından kalma sırları, dünyanın bütün sabahlarını yanımıza alıp da gidelim. Hesap etmeden, haritaya bakmadan gidelim. Ölelim diyecektim az kalsın. Ölmeyelim. Hiç ölmeyelim Anna. Sarılalım diyecektim az kalsın. İçimden böyle şeyler de geçiyor işte. Sarılalım, dudakların… Tamam sustum. Gitmek istemezsen bir şiir miktarı kadar otursak diyorum. Şiir kalsın istersen, sadece otursak. Oturmasan da olur benimle, sadece ellerimi tut. Ellerimi tutma dilersen sadece yüzüme bak. Yüzüme bak ama Anna, yüzüme bak. Gözlerime bak, gözlerimin içine bak. Gözlerim biraz karanlık. İçinde cenkler, ayinler, kesik damarlar, kapıları yumruklayışlar, cipralexler, Turgutlar, Edipler, Sezailer, siyahlar, beyazlar, uykusuzluklar, bitmeyen başağrıları, bildirilerin öfkesi, duvarlara uzun dalmışlıklar var. Gözlerim biraz yorgun. İçinde bekleyişler, bekleyişler, bekleyişler, bekleyişler, bekleyişler, bekleyişler… Bekleyişler Anna. Köylü çocukların parasız yatılı sonuçları mesela. Nişanlısı askerde
Şiir
"Biz seninle manzarayı kapatıyor diye kesilen o iki ağacız bizi duyan orman yanıyor suyun tozunu çırpmıyor artık şelaleler kuşlar konacak yer bulamıyor şehirler taşınıyor yerlerinden. ben kalbimi ışıkları tek tek sönen o evlere benzetiyorum bu saatlerde; soğuk, tekin, kararsız bir şeyler düzelsin diye ütü masası arayan asfaltlar oluyorum kendisinden geçen kırmızı ışıklar sana varamıyorum yine sana dokunamıyorum… ama yine de senin gözlerin çok güzel ıssızlığı ve bu karanlığı göze alacak kadar güzel. biz seninle mezarlıkta açan iki çiçeğiz makyaj yapmak gelmiyor içimizden ve bunu bilmek kaldıramadığımız yükler veriyor sırtımıza taşıyamadığımız tebessümler suratımıza. gözü açık ölen bir insanın gökyüzünü seyrediyor olması en çok bizi kahrediyor hayatın bize sunduğu bu incelikleri en çok biz sırat biliyoruz en çok bizim suratımız böyle solgun en çok bizim ihtiyacımız var makyaj yapmaya
Şiir