vyoyolo

Mimesisin Açığı
Şiddetin Topolojisi
Şiddetin Topolojisi
Mimetik değil, kapitalist bir ilke hâkimdir arkaik şiddet ekonomisine. Ne kadar çok şiddet uygularsa, kişinin iktidarı bir o kadar güçlenir. Ötekine karşı şiddet, insanın hayatta kalma şansını ve yeteneğini çoğaltır. Ölümün üstesinden öldürmekle gelinir. İnsan böylelikle ölüme hükmedeceği inancıyla öldürür. Bu arkaik şiddet ekonomisi, Antik Çağ’da henüz ayaktaydı. Aşil arkadaşı Patroklos’un ölümünün intikamını rastgele öldürerek ve öldürterek alır. Yalnızca düşmanlar değildir öldürülen. Herkes cenazenin etrafında intikam yeminleriyle tur attıktan sonra Patroklos’un ateşe atıldığı yerde sayısız sığır, koyun, keçi ve domuz katledilir. Çünkü mesele bizzat öldürmenin kendisidir. Mimesis burada hiçbir rol oynamaz.
Alıntı
Girard’ın Mimetik Arzu Kavramı
Girard’a göre kültür ritüelle gelişmektedir. Öngörülmeyen ve sık görülen mimetik şiddet dönemlerine engel olabilmek için, kültürler belirli tarihlerde kontrollü, önlenebilir ve ritüelleştirilmiş şiddet anları düzenlemektedir. Ritüel durmadan benzer kurbanlar üzerinde aynı günah keçisi düzeneğini yineleyerek, bir öğrenim biçimi haline gelmektedir. Bu düzenek, bunalımların çözümü olduğu için her mimetik bunalım anında devreye girmektedir. Böylece toplum her biçimdeki bunalımı yatıştıran; ergenlik bunalımını geçiş ritüelleriyle, ölüm bunalımını cenaze törenleriyle, hastalık bunalımını ritüel tıpla çözen bir kurumsallaşma halini almaktadır. Girard’ın teorisinin birincil yeniliği, tüm insan gruplarında ve kültürlerinde şiddet ile öykünme arasında sistematik bir ilişki görmesinde yatmaktadır.
Uygar olma kendimizi zırhlandırma süreci, köklerimizi unutma ve vahşiliğimizi reddetme sürecidir.
Kutsal Metinlerde Şiddet
Sonuçta bu varlıklı ve yayılmacı emperyalist ülkeler din ve mezhep savaşlarını ayakta kalmalarının bir aracı olarak her daim diri tutmaktadırlar ancak, çıkarılan savaşlarda ölenler her zaman fakir halkların çocukları olacaktır.
Kutsal Metinlerde Şiddet
Tanrının getirdiği ve uyguladığı hükümler insanların mutlu olması içindir diyen Tevrat’ın Tanrısı, kendi söyledikleri ile ters düşüyor. Tanrı, kullarının birlikte hareket etmesinden korkmaktadır. Tıpkı günümüzde devletlerinin halkların birliğinden korkması gibi.