Aynada yansıyan ideal imgeyle tam bir örtüşmenin imkansızlığı öznenin kendiyle, kendinin narsisistik imgesiyle daimi bir rekabet halinde olmasıyla sonuçlanır: "Böylesi bir rekabet, öznenin kendi parçalı bedenini algılayışı ile, buna paralel olarak yansıyan/ aynadaki bedenin tamlığını ve bütünlüğünü görüyor oluşu arasındaki diyalektik düzeyinde çoktan apaçıktır... Ruhsal hayatın başlangıcından itibaren özne kendi imgesini hem erotikleştirir hem de onunla rekabet eder. Çünkü kendi ideal imgesi tam da öznenin yoksun olduğu ideal mükemmelliğe sahiptir." Nitekim Lacan, "Saldırganlık (aggressiveness), insanın egosunun biçimsel yapısını belirleyen ve benim narsisistik olarak adlandırdığım özdeşleşme kipiyle ilişkili (correlated) bir eğilimdir"
Yine de, yalnız başına çabalamasına rağmen, yabani girişimcinin, alının teriyle bir zenginlik stoğunu oluşturmayı başardığını hayal edelim. Bu kişiyi bekleyen nedir? Basitçe söylersek, topluluk ona bu bedava zenginliği tüketmekte yardım edecektir. Bileğinin gücüyle “zengin” olan adam, zenginliğinin göz açıp kapayıncaya kadar komşularının ellerinde veya midelerinde yitip gitmesini izleyecektir. Biriktirme arzusunun gerçekleşmesi böylece, bireyin tamamen kendi kendini sömürmesi ve aynı zamanda, zenginleşen topluluk tarafından sömürülmesi olgusuna indirgenecektir. Yabaniler bu çılgınlığa kendilerini kaptıramayacak kadar bilgedirler; ilkel toplumun işleyişi, eşitsizliğe, sömürüye ve bölünmeye imkan tanımaz.
Eğer iyi bakılacak olursa, hayatımızın tümü bir masaldan, bilgimiz bir aptallıktan, emin olduğumuz şeyler hikayelerden başka bir şey değillerdir;kısacası bu dünyanın tümü bir oyundan ve sürekli bir komediden başka bir şey değildir.