.. inanmaktan vazgeçtiğinde omuzlarımdan büyük bir yük kalktığını hissetmişti; her hareketi ölümsüz ruhunun iyiliği için sonsuz öneme sahipken, her hareketinde onu aşağı çeken bu sorumluluktan kurtulmuş, güçlü bir özgürlük duygusuna kavuşmuştu. Ama artık bunun bir yanılsama olduğunu biliyordu. İçinde yetiştirildiği dini bir kenara bıraktığında, onun ayrılmaz bir parçası olan ahlakı korumayı sürdürmüştü.
Bu yüzden meseleleri kendi mantığının çerçevesinde düşünmeye karar verdi.
Hiçbir önyargıdan etkilenmemeye kararlıydı.
Faziletleri ve ahlaksızlıkları, iyinin ve kötünün kurulu kanunlarını, hayatın kurallarını kendi başına öğrenme fikriyle bir kenara attı.
Kuralların gerekli olup olmadığını bile bilmiyordu.
Bu onun keşfetmek istediği şeylerden biriydi. Belli ki geçerli görünen pek çok şey aslında sadece küçük yaşlarında öğretildiği için böyle görünüyordu.
Sayfa 331 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okuyor
Yaşlı papazın nefesi kesildi.Neden evlenecekti ki ?Elli yedi yaşındaydı,elli yedi yaşındaki bir adam evlenemezdi.Ömrünü geçireceği bir eve bakmaya başlayamazdı.Evlenmek istemiyordu.Artık tek istediği huzur ve sükûnetti.
Evlenmeyi düşünmüyorum,dedi.
-Ne yazık!Bana iyilik olsun diye de mi evlenmezsiniz?
Ebeveynlerin çocukları için beslediği sevgi, tümüyle çıkarsız tek duyguydu.
Yabancılar arasında olabildiğince iyi yetişmişti, ama kendisine sabırla ya da müsamahayla yaklaşılmasına pek alışkın değildi.
Kendine hâkim olmasıyla övünüyordu.
Arkadaşlarının alayları onu buna zorlamıştı. O zamanlar ona şüpheci ve duygusuz derlerdi. Duygularını belli etmemek için sakin bir tavır ve çoğu koşulda soğukkanlı bir görünüm benimsemişti.
İnsanlar ona duygusuz derdi; ama duygularının merhametine kaldığını biliyordu: Tesadüfi bir nezaket onu öyle etkiliyordu ki bazen sesinin titremesi belli olmasın diye konuşmaya cesaret edemiyordu. Okuldayken hayatının ne kadar zorlu olduğunu, katlandığı aşağılanmayı, kendini gülünç duruma düşürmekten ölesiye korktuğu alayları hatırladı;
ve o zamandan beri hissettiği yalnızlığı, dünyayla yüz yüze gelişini, bu dünyanın onun üretken hayal gücüne vaat ettiği ile verdiği arasındaki farkın yarattığı
yanılsamayı ve hayal kırıklığını...
Ama her halükârda kendisine dışarıdan bakabilmiş ve eğlenerek gülümseyebilmişti.
Sayfa 331 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okuyor
Daha önce hiç bakmadığım ellere bakmayı öğrendim.
..sadece evlere ve ağaçlara bakmak yerine göğe karşı Duran evlere ve ağaçlara bakmayı öğrendim.
Ayrıca Gölgelerin siyah değil renkli olduklarını da öğrendim.
.
Sayfa 329 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okuyor