Esin Acıman, kadın olmayı ve kadın gözüyle aşkı şu şekilde değerlendirmektedir:O kadın, kadın olmayı zaten sevgilerinde öğrenmiştir ve sevdiklerinin onda yarattığı ve yaşattığı anılarda... Bir kadının bir erkeği olur. Kadın doğası gereği bir kumsaldır, bir limandır, bir fenerdir. Kadın sevgilerinde dalgaları dindirendir ve aynı kadın yeni, yepyeni, şiddetli fırtınaları da yaratandır. Kadın sevinci içinde yeni ve büyük dalgalar şahlanandır. Engin denizlerden gelen gemici ise yorgun ve artık bir limana sığınmaya hazır mı belirsiz ve ürkerek bu seven kadının kudretinde olan yeni, yepyeni fırtınalardan, elinde eski bir gemici feneri, aslında sadece bir bardak su içimi için kadının yüreğine girendir.