c

c
@wattedaeeng
ruhlarımız buluşur elbet tanrı dağında
Arkadaşıma Veda 1924, ankara “Mustafa Kemal hayvanları öyle çok severdi ki, onun bu tutkusunu bilen bizler köşkteki atlarına ve köpeklerine özel ilgi gösterirdik. Gezilerinde, şerefine kurban kesildiği zaman bile bakamaz, başını çevirirdi. Köpekleri onun en iyi dostlarıydı. Gittiği her yerde peşinde olurlardı. Hatta ilk köpeği Alp onunla birlikte sayısız savaşa katılmıştı. O toz dumanın atılan topların, kurşunların, savaşan yüzlerce insanın ortasında bile sahibi Mustafa Kemal’in dibinden hiç ayrılmadığı hep anlatılırdı. Son köpeği Foks da Mustafa Kemal’i öyle çok severdi ki, akşamları hep ayakucunda uyur; bazen paşamız rahat etsin diye, Foks’u kandırıp dışarı çıkarmaya çalışır ama bir türlü beceremez, komik durumlara düşerdik. Fakat bana öyle geliyor ki atların, Mustafa Kemal için yeri ayrıydı. Langaza’daki çiftlikten beri atlara hep hayrandı. Köpekleriyle olduğu gibi atlarının tüm bakımıyla da yakından ilgilenir, o kadar işinin arasında, en iyi şekilde bakılmaları için elinden ne geliyorsa yapardı. Bir gün, birkaç arkadaşımızla Çankayadaki köşkün bahçesinde oturuyorduk. ileriden köşkün veterinerinin telaşla geldiğini gördük. Adamcağız tedirgin tedirgin Mustafa Kemal’e dönüp söze girdi. “Maalesef paşam, atınız ölüyor. Çok acı çektiği için vurmamız gerekiyor. İzin veriyor musunuz?” Mustafa Kemal’in bir an gözleri doldu, yutkundu. “Kurtulamayacaktı, zaten biliyordum ama o şimdi korkuyordur, onu teselli etmem, ölüme hazırlamam lazım.” diyerek ayağa kalkınca veteriner atıldı. Aman paşa hazretleri, atınızın hastalığı bulaşıcı. Yaklaşmanız çok tehlikeli olabilir.” Bu sefer Mustafa Kemal’in kaşları çatıldı. “O at bana ne kadar yakındı biliyor musunuz Kaç savaşta beraberdik, yoldaş olmuştu bana. “lyi ama...” Mustafa Kemal veterinerin sözünün bitmesini beklemedi bile. Koşar adım
Alıntı