c

c
@wattedaeeng
ruhlarımız buluşur elbet tanrı dağında
(M. Kemal’den İsmet Paşa’ya;) "Batı uyandı, çalıştı, bizi geçti, simdi sömürüyor, aldatıyor, kandırıyor, oynatıyor, oyalıyor, adam yerine koymuyor. Her yana sızıyorlar. Kafalarına uygun adamlar buluyor, yetiştiriyorlar. Güclenerek karşı durma çareleri arayacağımıza diplomatik oyunlarla durumu idare etmeye çabalıyoruz. Bu tutumu da akıllılık diye övüyoruz. Batının bilimine, tekniğine, sanatına saygılı olmak başka; sömürücü, saygısız, bencil yanına boyun eğmek başka. Batı önünde asağılık duygusu ve teslimiyetçilik iliklerimize işlemiş. Bir büyük devletin kulu olmadan yaşayamayacağımızı sanacak hale gelmişiz. Bu anlayışı sürdürmek, buna katlanmak, razı olmak için onursuz, gurursuz, zavallı. gafil, satılık, düpedüz hain olmak gerek. Neyse. Simdi vatan için elimizden geleni yapmak zamanı. Allah yardımcımız olsun!"
Sayfa 106
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖

c

, bir kitap okudu
Puan vermedi·168 syf.·
2026 3. kitabı
Mehmet Baki Öztürk
7.8/10 · 95 okunma
Oğul...Şimdi söylüyorum. At, binicisine bağlıdır. Atın üstündeki binicisi cesursa, at da cesurdur. Düşünceli dalgınsa, at da dalgın olur. Kederliyse, at da öyle. Sevinçliyse, at da sevinçli olur. Yılgın, at da öyledir. Korkarsa at da korkar.Korkudan titrerse, at da titrer. Bak oğul, bak, ata bak... Dizleri titremeye başladı.Haydi oğul, yüreğinden şu korkuyu sil at, yoksa at bizi dağlarımıza götüremeyecek.
Sayfa 42
Arkadaşıma Veda 1924, ankara “Mustafa Kemal hayvanları öyle çok severdi ki, onun bu tutkusunu bilen bizler köşkteki atlarına ve köpeklerine özel ilgi gösterirdik. Gezilerinde, şerefine kurban kesildiği zaman bile bakamaz, başını çevirirdi. Köpekleri onun en iyi dostlarıydı. Gittiği her yerde peşinde olurlardı. Hatta ilk köpeği Alp onunla birlikte sayısız savaşa katılmıştı. O toz dumanın atılan topların, kurşunların, savaşan yüzlerce insanın ortasında bile sahibi Mustafa Kemal’in dibinden hiç ayrılmadığı hep anlatılırdı. Son köpeği Foks da Mustafa Kemal’i öyle çok severdi ki, akşamları hep ayakucunda uyur; bazen paşamız rahat etsin diye, Foks’u kandırıp dışarı çıkarmaya çalışır ama bir türlü beceremez, komik durumlara düşerdik. Fakat bana öyle geliyor ki atların, Mustafa Kemal için yeri ayrıydı. Langaza’daki çiftlikten beri atlara hep hayrandı. Köpekleriyle olduğu gibi atlarının tüm bakımıyla da yakından ilgilenir, o kadar işinin arasında, en iyi şekilde bakılmaları için elinden ne geliyorsa yapardı. Bir gün, birkaç arkadaşımızla Çankayadaki köşkün bahçesinde oturuyorduk. ileriden köşkün veterinerinin telaşla geldiğini gördük. Adamcağız tedirgin tedirgin Mustafa Kemal’e dönüp söze girdi. “Maalesef paşam, atınız ölüyor. Çok acı çektiği için vurmamız gerekiyor. İzin veriyor musunuz?” Mustafa Kemal’in bir an gözleri doldu, yutkundu. “Kurtulamayacaktı, zaten biliyordum ama o şimdi korkuyordur, onu teselli etmem, ölüme hazırlamam lazım.” diyerek ayağa kalkınca veteriner atıldı. Aman paşa hazretleri, atınızın hastalığı bulaşıcı. Yaklaşmanız çok tehlikeli olabilir.” Bu sefer Mustafa Kemal’in kaşları çatıldı. “O at bana ne kadar yakındı biliyor musunuz Kaç savaşta beraberdik, yoldaş olmuştu bana. “lyi ama...” Mustafa Kemal veterinerin sözünün bitmesini beklemedi bile. Koşar adım
Alıntı