çoğu insan kolaydır; mutsuzlukları bizim mutsuzluğumuzdur, üzüntülerini anlayabiliriz, kendilerinden tiksinme nöbetleri parlar geçer, ikna yolları açıktır. ama o böyle değildi. ona nasıl yardım edeceğimizi bilmiyorduk çünkü sorunlara teşhis koyacak hayal gücüne sahip değildik. fakat bunların hepsi bahane.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
olduğum insan, olacağım insanla hep aynı diyor içinden. bağlam değişmiş olabilir; bu evde yaşıyor, sevdiği ve iyi maaş aldığı bir işte çalışıyor olabilir, hatta ailesi ve arkadaşları da olabilir. saygı görebilir mahkemede, korkulabilir bile ondan. ama özünde tiksinme uyandıran, nefret edilecek bir insan sonuçta. kendini havada bulduğu, uçmanın heyecanıyla feci olacağını bildiği inişin korkusu arasındaki o mikrosaniyede, x'in ne yaparsa yapsın, manastır kaç yıl geride kalırsa kalsın, luke birader'den ne kadar kaçarsa kaçsın, kaç para kazanırsa kazansın ve unutmak için ne kadar çabalarsa çabalasın daima x'e eşit olacağını idrak ediyor. omzu betona vurup dünya bir anlığına da olsa irkilip ondan uzaklaşırken aklındaki son düşünce bu: x=x diyor içinden. x=x, x=x.