Yağmur

Yağmur
@wellnessandstudies
Bu süreçte eşitsizliğin ilerleyişini izlersek birinci aşamanın kanun ve mülkiyet hakkının kurulması olduğunu görürüz. İkinci aşama yüksek görev makamlarının kurulmasıdır. Üçüncü ve son aşama ise meşru yasal güçlerin keyfi hale gelmesidir. Birinci dönemde zengin ve fakir ayrımı, ikinci dönemde güçlü ile zayıfın farklılaşması ve son dönemde de efendi ile kölenin durumu yasal hale gelmiştir. Bu üçüncü dönem eşitsizliğin en üst derecesi ve bütün diğer aşamalardan sonra ulaşacağı son noktadır; ta ki yeni devrimler hükümeti tamamen ortadan kaldırana veya onu yasal ve haklı konuma getirene kadar.
Alıntı
Reklam
Deha hayatı aşırı uçlarda yaşamaksa, belki de sıradan olmak bir şanstı.
Alıntı
Gün ortamında bir Allahın kulunun okuduğu bir kitaptan söz ettiğini duysam, bir insan evladı toplumsal cinsiyet eşitsizliğine atıfta bulunsa, bir kişi sosyal bir soruna dair endişesini dile getirse, bir ergen olarak günlerin altınlığına olan inancım bir nebze artabilirdi.
Alıntı
Gerçek özgürlük, varoluşunun cezalandırılmadığı yerde mümkündü. Kimliğin için suçlanmadığın, dış görünümünle yargılanmadığın, seçtiklerin ve seçmediklerin için utandırılmadığın sürece özgürdün.
Alıntı
Toplumumuzdaki birçok erkek ilahi güçlere inanır, ancak ruhsal hayatı değersiz kılmayı, kutsala dair algılarına zarar vermeyi de öğrenmiştir. Bu nedenle erkeklerin sevebileceği bir kültür oluşturacaksak ruhsal restorasyon uğraşı, yani erkeklerin ruhlarını kutsal olarak görme uğraşı elzemdir. Erkeklerin kalpleri şefkatle dolduğunda ve sevgiye açık olduğunda, Dalai Lama’nın dediği gibi, “Tapınağa ya da kiliseye, camiye ya da sinagoga ihtiyaç yoktur, karmaşık felsefeye, doktrine ya da dogmaya ihtiyaç yoktur, çünkü kendi kalbimiz, kendi zihnimiz tapınaktır ve şefkat doktrindir.”
Sayfa 159·Kitabı okudu
Reklam