“Birine ne kadar çok değer verirsen güverte o kadar büyük olur. Ne kadar büyük olursa gemi, o kadar geç fark edersin sızıntıyı. Su bir gün ayaklarınıza dolaşır ve artık gemiyi kurtarmak için geç kalmışsınızdır. Gemi batar. Her şeyle birlikte. Bazen boğulmazsın ama akıntıyla sürüklenirsin. Farklı kıyılara vurursunuz. Ama o gemi batar. En kötüsü bu sanırım. Ölümden bile daha kötü olan şey, bir daha asla o gemiye binemeyeceğinizi bilmek.”
“O karanlık boşluğun içinde tek başımaydım. Uzay boşluğumda, oksijeni tükenmek üzere olan ve gemisinden ayrılmış bir astronot gibiydim. Sessizlik ve gece. Başla hiçbir şey yoktu.”
“Çünkü bitmemiş şeyler böyle hissettirir. Aklın hep yarım bıraktığın son lokmada kalır. Tamamlanmamış resimler daha çok acıtır. Yazarlar en çok yarım bıraktıkları kitaplarla anılır. Bitmeyen şeyler böyle hissettirir. Hep aklının bir yerinde yaşar.”
“Bir yarayı sevdiysen eğer seni öldürmesine izin vermelisin sanıyordum, yanılmıştım. Bir yarayı sevdiysen eğer seni iyileştirmesine de izin vermeliydin. İyileşmesine de izin vermeliydin. Çünkü o gece her zamankinden daha karanlık değildi, sadece ben öyle sanıyordum.”