"Her çeşit hergeleliği, namussuzluğu, soygunu ortadan kaldırmaya çalışmalıyız, ancak insanın insana kahpelik etmesi ortadan kalkınca kurtuluş var. Çok düşündüm. Bugünkü dünyada, Allah'a sığınamıyorsun kişisel sorumluluklarından... Toplumun baskılarını da özür olarak ileri süremiyorsun. Çünkü sorumluluğu ancak hür insan duyar. İnsan bu konuda kendi kendisini yaratıyor. Düşünme, dayanma, hayal etme gücümüz ne kadarsa o kadar insanız. Yaratılmış olmanın, toplum baskılarının özrüne sığınamayız. Sorumluluk idrakine varmış insan, sınırsız olarak hürdür. Hürlüğü arttıkça sorumluluk artar. Artan sorumluluk karşısında ister istemez bunaltı duyarız. Anlyor musun küçük abla, niçin uyumuyorum gecelerdir?"
Bir yerde okumuştum: Bir kötülüğü uzun boylu aklımızda gezdirmemiz, işlememizle birdir… Daha korkuncu… Bütün okuduklarımızı, bildiklerimizi, düşündüklerimizi, aydın kişiler olarak bunaltı zamanlarında kurtulmak için kullanacağımıza, bunaltıya büsbütün batmak için kullanıyoruz.
“Çok az şey biliyoruz bu dünyada Emin dayıcım… İnsanoğlu olarak da çok az değişmişiz tarihimizin karanlık derinliklerinden bu yana… Biz hem güçlü hem güçsüz fukara insanoğlu…”
Kaç yaşına girersek girelim, hiçbirimiz çocukluğu atamıyoruz üstümüzden… Aslında ‘aptallığımızı’ demeli… Bir yerde okumuştum, ‘Güçsüz düşen açık yürekli olamaz’, gibi bir laf…