Seattle' da da, birçok büyük kentte olduğu gibi, sanat, edebiyat, felsefe, tarih vb. gibi dallarda eğitim görmüş pek çok kadın vardı. Sonradan bu eğitimleriyle bir şişe gazoz alabilmek için yanına bir de dolar katmaları gerektiğini öğrendiler. Evet, gerçi hiçbiri bu dalları seçerken zengin olmayı beklemiyordu, ama okulu takdirnameyle bitirmenin onları okul bahçesinden çıkardıktan sonra ancak en yakın kurumuş kuyu başına kadar götürüp orada bırakıvermesini de beklemiyorlardı.
"Sanırım ben bir şey arıyorum," diye itirafta bulundu. "Aradığım şey ne servet, ne yeni topraklar, ne yeni kadınlar, ne de yeni onur kaynakları. Hattâ uzun bir ömür bile değil. Benim aradığım şey asla var olmadı. Ne karada, ne de denizde."
Onun aradığı şey, benzersiz bir tecrübenin sonunda benzersiz bir varlık olmaktı.