whatsmyproblem

whatsmyproblem
@whatsmyproblem
homo homini lupus
7/10
·64 syf.··
2023 2. kitabı
İki puanı kitabın çeviri dilinden kırdım. Çünkü bazı yerlerde odağınızı kaybedecek kadar noktalama yanlışlarıyla dolu paragraflar. Evet özüne sadık kalmak kitaba yapılan bir saygıdır ancak tertipli bir düzenleme yapılmadığından bazı cümleler manasız kalıyor. Maalesef okurken adaptasyonun yetersizliğini hissediyorsunuz ve bu kitap zevkini bir hayli geriye çekiyor. Bir cümleyi tekrar tekrar okumanızda asıl konudan sapmanıza neden oluyor. Diğer bir puansa Mill'in bazı konulardan çok üstünkörü bahsetmesi ve bazen kendiyle çelişmesi(?). Mesela bir yerde bir tartışmanın savunucularının uç noktalarından bahsedilmesine itiraz etmelerini garip buluyor çünkü uç bir örnek de olsa savunucuların geçerli bir önerme öne süremediklerini göremediklerini söylüyor. Sonlara doğruysa genel geçer görüşün ve karşıt görüşün birlikte doğruyu oluşturmasından yani her şey safi her özelliğiyle doğru veya yanlış olamamakla birlikte doğrunun eksik kalan kısmının parçaları olabileceğinden bahsetmiş. O zaman bu düşünceye göre de geçerli bir görüşün asla var olmamasına gideriz. Buradan da kitapta bahsedilmeyen yeni bir sorun ortaya çıkar: Geçerli bir düşünce var olmalı mıdır? Kitapta genel geçer düşünceden bashedilmiş ama bunun zamanla değiştiği için geçerli bir karar mercii olmadığını biliyoruz. Evet, aşağı yukarı benzer söylemler gibi dursa da üzerinde çok uzun tartışmalara ve örneklemlere yer verilerek sorular daha iyi cevaplanabilirdi. Diğer bir yerde de susturmaya çalışılan görüşün yanlış bir görüş olup olmadığından emin olamayacağımızdan bahsetmiş. Ben bundan emin değilim bir görüşün yanlış olmasını bazı ipuçlarından anlayabiliriz. Eğer görüşün temellendirmesi yanlışsa ve bize "bu yanlıştır" demekten öteye geçemiyorsa, iyi kanıtlar sunamıyorsa biz bu görüşe doğru bir görüş diyebilir
Felsefe
Düşünce ve Tartışma Özgürlüğü ÜzerineJohn Stuart Mill · Can Yayınları · 20203,646 okunma
Reklam
(Dini kitaplar) Erdemli bir yaşamın tayin edilmiş ve uygun yönlendiricileri olarak cennet umudunu ve cehennem korkusunu ileri sürer: Böyle yaparak Antikçağ'ın en iyi öğretilerinin çok gerisine düşer, insan ahlakına temelinde bencil bir karakter kazandırır, çünkü her bir insanın görev duygusunu, diğer insanların iyiliğini düşünemesinde bencilce bir çıkarı olmadığı durumlarda, onların iyiliğinden koparır.
Sayfa 52·Kitabı okudu
Dinin canlandırılması adıyla bugünlerde öne sürülen şey, dar ve eğitilmemiş kafalarda her zaman yobazlığın da bir o kadar canlandırılması anlamına gelmiştir; bir halkta bu ülkede her zaman orta sınıflarda görülen hoşgörüsüzlüğün güçlü ve daimi mayası varsa, zulüm görmeyi hak ettiğini hep düşündükleri insanlara etkin olarak zulmetmeye başlamaları için çok ufak bir kışkırtma yeterli olur.
Sayfa 30·Kitabı okudu
Gerçeğin asıl avantajı şuradadır: Bir görüş doğruysa bir kez, iki kez, hatta pek çok kez susturulabilir ama çağlar içinde onu yeniden keşfedecek insanlar genellikle çıkacaktır, ta ki baskıdan kurtulup bir daha susturulamayacak kadar ilerleyeceği olumlu koşulların ortaya çıkacağı bir döneme denk gelene kadar.
Sayfa 27·Kitabı okudu
Tarih, baskı altında tutulmuş gerçeklerle doludur. Tamamen va bastırılamadığında, yüzyıllarca ertelenmesi mümkündür. Yalnızca dinsel görüşlerden bahsetmek gerekirse: Reformasyon Luther'den önce en az yirmi kez patlak verdi ve bastırıldı. Brescialı Arnoldo bastırıldı. Fra Dolcino bastırıldı. Savanarola bastırıldı. Albililer bastırıldı. Vaydlar bastırıldı. Lollardlar bastırıldı. Hussitler bastırıldı. Luther döneminden sonra bile, ısrarla uygulandığı her yerde baskı başarılı oldu. İspanya, İtalya, Flanders ve Avusturya İmparatorluğu'nda Protestanlığın kökü kazındı; Kraliçe Mary yaşasaydı ya da Kraliçe Elizabeth ölseydi aynı şey İngiltere'de de olacaktı.
Sayfa 27·Kitabı okudu
Reklam