Kunun ki der-çemen âmed gul ez-adem be-vücûd
Benefşe der-kadem-i û nihâd ser-be-sücûd
Yani: Şimdi çemende ademden bir gül vücûda geldi. Benefşe onun ayağında başını secdeye koydu.
Bezm-i aşkın cür’asın içse göreydi hâleti
Ol kadeh-peymâ ki mest-i âb-ı tâk olmuş durur
Mânâ: Asmanın suyunu (yahut şarabı) içerek sarhoş olan kimse aşk meclisinin kadehindeki artığı da içseydi keyfinin dikkate şâyân olduğunu görürdü.
Ser-bürîde tâze şâh-ı tâke komuş şîşedir
Dîde şiryân-ı dil üzre âbdan hâlî değil
Mânâ: Gözlerim, kalbimin akan kırmızı kan damarı üzerine su damlatmaktan hâlî değildir. (Bu hâliyle) sanki budanmış asma çubuğu ağzına konmuş bir şîşedir.
Şâir gözlerini şişeye, can damarını da asma çubuğuna, gözyaşlarını budanmış asmadan damlayan özsuyuna benzetmiştir. Bu suya gözduyu da derler. Çünkü çubuklar göze yakın yerden kesilir.