Her George Orwell okumasında kendisinin sadece 2 eseriyle tüm dünyada tanınmasına ne kadar üzüldüğümü fark ediyorum. Farklı türlerde eserleriyle bu kadar başarılı olan pek yazar yoktur. Bu kitapta da geçmişi, geçmişe duyulan özlemi, savaş öncesi ve sonrası bireyin ve toplumun durumunu, aslında insan olarak hepimizin basit durumlardaki ortak hislerini o kadar güzel kaleme dökmüş ki duygulanmamak ve aynı hisleri paylaşmamak imkansız gibi.
“Ah, sevgili dostum! Güneşin altında yeni bir şey yok.”
“Yapmak istediğim her şeyi yapabilirim. Bir gülün kokusunu şimdi de yirmi yaşımdayken duyduğum gibi duyuyorum. Peki aynı gülü mü kokluyorum? “
Edebi anlamda çok doyurucu bir eser olmasının yanında hikayenin yazıldığı döneme göre o kadar güçlü olmadığını düşünüyorum. Okuması kolay fakat hatırda kalmayacak bir eser.
Doris Lessing kitabın ilk bölümünde aslında sonunda detaylarını öğrendiğiniz cinayeti anlatarak başlıyor fakat bunu okuma zevkini asla öldürmeden yapıyor. Irkçılık, toplumsal baskılar, sevgisiz evlilik, umut ve umutsuzluk, öğrenilmiş çaresizlikler ve daha bir çok şey üzerine yazılmış edebi zevki çok yüksek bir kitap. Yazarın diğer kitaplarını da mutlaka okuyacağım.
Çardak, Kesekağıtları ve Kot Pantolondan Sonra öyküleri kitapta en beğendiğim öyküler oldu. Okuması rahat, düşündürücü özetle yormayan bir kitap. Her birimizin kendisinden bir şeyler bulabileceği bir öykü kitapta mutlaka var.
Yazarın ilgi ilgi çekici bir konuyu akıcı bir dille fakat başarısız bir şekilde anlattığını düşünüyorum. Büyük heveslerle başladım ama hayal kırıklığı oldu. Beklenti olmadan okunursa kolay okunur bir kitap.