Öncelikle kitap yazım aşamasındayken adının Fahnenflüchtige (Firari) olup daha sonradan yazar tarafından Der Zwang (Mecburiyet) adını alması beni çok hoşnut kıldı. Çünkü ana karakterimiz Ferdinand, Birinci Dünya Savaşı'nı ülkesinin dışında geçiren, firarilikten çok kendi içinde yaşadığı bir mecburiyetle çatışma içerisindedir. Bir yandan vatanına duyduğu sevgi bir yandan da eşine olan sevgisi onu ikileme sokar. Fakat günün sonunda bir seçim yapması gerekir. Acaba hangisi daha ağır basar? Ferdinand, “özgürlük ve sorumluluk” alternatiflerini göz önünde bulundurarak irade sahibi olmaya çalışır ancak biraz tökezler, bu duruma kayıtsız kalamayan eşi Paula onu özgür olduğuna ve bağnaz olmadığı gerçeğiyle yüzleştirmeye çalışır. Bu sırada yaşanan olaylar, akışı takip eder ve hiç beklenmedik bir sona doğru ilerler...