Ne zaman elime bir çay bardağı alsam
Ağzımda külü düşmek üzere olan bir sigara olsa
Her şeyi zihnimin o berrak süzgecinden geçirir
İmgelerle hayat bulduğumu düşünürüm
Tanımsız derecede yalnızlık okları sırtımdayken
İstemsizce hayatın içindeki savaş alanındayken
Her şeyden sıkılır
Kendi içime çekilirim
İçimdeki volkanik dağları söndürmek istiyorum
O hırçınlığın, asiliğin pek bir faydası yok
Güzel bir ot kokusu burnuma gelince
Gerçekten sevdiğim bir insana sarılınca yaşadığımı hissediyorum
her şeye rağmen yaşamak
her şeye rağmen
küçük umutları köhne pazarlarda takas etmek
yerine hakkımız olmasa bile büyük umutlar alma gayreti
insan en nihayetinde isteyen taraf
dram kokan günlerde zihnim daha berrak
yaşamak, her şeye rağmen yaşamak
yeryüzünün mahremine doğmak ne tuhaf
üstünkörü ıstırabı köhne mutlulukla takas etmek
kirlenmiş ellerini yeryüzünün efendisine açmak
yaşamak, her şeye rağmen yaşamak
sıradan yıllar için ne kadar tuhaf
Ses kirliliğini önlemek için sustum
Artık dedikoduların tarihçesi içerisinde olmak istemiyorum
Çalıyı dolaşmak en güzel erdemdir
Zihnimde sabit duran negatif berrak imge
Yaşamak için sığınmam bahanelere
Şahane bir megafon alıp konuşmak gerek
Konuşmak kimle? Konuşmak neden?
Kendime uygun kulaklar nerede
Bu sıkışmışlığın içinde Van Gogh'u hatırladım
İmge dolu ağzımı keseceğim herhalde
Belki de kesmeyeceğim
Ben insanların yalancısıyım
Her şeyi zaman belirlermiş
Farklı bir gözle görünür yeryüzü
Üstüne istediğin kadar yanlışları kapatsam bile
Bedenim istemsizce kaldırır o karmaşayı
Neden bilmiyorum ama drama aşığım
Anlamsızlığın içinde yeşeren otları topladım
Küçük, masum kuzulara yedirdim
Kuzular büyüdü koyun oldu
Şimdi anlamsızlığa sahip olmak için onları kurban edeceğim
Kalabalık imgelerden kurtulmuş zihnim berrak
İnsanlar kadar yeryüzünün döngüsü de tuhaf
Sanata ruhunun kapısını açan kendini bulur
Girdiği evi anlatacak insan bulamaz