Yaşamak zamanı tüketmektir. Çoğu zaman bizlerin sahip olduğunu düşündüğümüz zamana karşı bu israfçı tutumumuzdan dolayı her insanın yaşadığını söyleyemem. “ Neden yaşamalıyız?” sorusuna kendime yetecek bir cevap bulamadım. Bilginin ve bilgisizliğin görgüsüz kibri nedeniyle yaşamak günümüzde yalnızca zamanı tüketmektir.
Neden yaşamamalıyım? İşte bu soru. Milyonlarca bahane bularak yaşamdaki bütün bağlarımı koparmaya cüret eden bir soru. İnsanların birbirini mecazi olarak pişirip herhangi bir öğünde yemeye odaklandığı bu zaman aralığında insan sırtına binecek bir insan buluyor. Bütünüyle inançları ve öğretileri bırakırsak insan bir diğer insanın sırtında nefesleniyor.
Söylemesi kolay. Zevklerimiz, arzularımız, gözle görünür cinste gösteriş budalası olmamız, bilmek için verilen üstünlük savaşları, mirasçılığını yapmaya çalıştığımız görünür ahlakçı tavırlarımızın ardında yaşamaya çalıştık. Hatırı sayılır büyük bir çoğunluk yaşadı. Her soruyu kendimize yöneltmek ve akabinde cevap aramak aptallıktır. İnsan yenecek bir silahşör, fethedecek bir toprak buluyor kendine. Hayatı tanıdım. Nefret ettim. Midemde biriken sarhoşluğu hayatın suratına kusarak gideceğim. Kendime hesap verecek birini bulamadım. Bütün insanların hesap verdiği olası bir senaryoda bana hastane köşelerinde yıllık izne çıkmış bir doktoru aramak düşecektir. Gelip geçici olmayı bilmek, hiç olmanın tadını almak için yaşamalıyız. Zaman her şeyi bitiriyor. İnsanlarsa zamanla ilgili dedikodu yapmaktan kendini alıkoyamıyor. Gülünç.
Kendimiz gibi olmayanı eleştirmekten, topluluğun gözle görünür dedikodu halinde olmasından, doğruluğun, iyiliğin davranışlar yerine sözcüklerden ibaret olmasından, romantikliğin arkasına saklanmış büyük ihtirasları aşk sanarak yaşayacağız. İstemediğimiz bir hayatı yaşadığımızı düşünerek