Puan vermedi·344 syf.·
2026 51. kitabı
Merhaba sevgili okur 🫆Gerçekler ışığında yazılmış, elinizden bırakmak istemeyeceğiniz şahane bir polisiye romanının yorumu ile karşınızdayım. Eser polisiyenin kraliçesi Agatha Christie'nin 1926 yılında arkasında hiçbir iz bırakmadan ortadan kaybolduğu gizemli 11 günü anlatıyor. Soluk soluğa okuyacağınız olağanüstü bir eser benden söylemesi 🫆 1926 Aralık ayı.. Agatha Christie, kocasıyla arasının bozuk olduğu ve aldatıldığı bir dönemde arabasını ormanda terk edilmiş halde bırakarak arkasında hiç iz bırakmadan ortadan kaybolur. Tüm aramalara rağmen bulunamaz. Olay manşetlere taşınır ve Surrey ve Berkshire polisi, onu bulmak için halktan da zaman zaman yardım alarak çok sayıda memur görevlendirir. Arabanın bulunduğu bölgeye yoğunlaşırlar ve bazı memurlar özel olarak onun öldüğünü düşünerek c*set arayama odaklanır. Kocası Archie Christie'nin Nancy Neele adlı genç bir kadınla olan ilişkisi nedeniyle evliliklerinde bazı sorunlar yaşadıkları için özellikle inceleme altına alınır lakin sağlam bir mazereti olduğu için dikkatler başka yöne çevrilir. Aslında yazar Christine, ailesi ve sırları üzerinden şantaj yapan sapkın ve zeki bir doktorun tuzağına düşmüştür. Bu adam Rickmansworth’te pratisyen hekimlik yapan Patrick Kurs’tur. Doktor, yazarın en değer verdiklerini ( eşi ve kızı ) koruyabilmesi için kendisinden mükemmel bir cinayet tasarlayıp işlemesini talep eder. Şantajcı doktor, ailesine dair her detayı bilmektedir ve bunu basına sızdırmakla tehdit eder. bildikleri Archie ‘yi mahvedecek niteliktedir. Yazarın şantajıya boyun eğmekten başka şansı yoktur. Yorkshire'daki Harrogate kasabasında bir kaplıca otelin kocasının metresinin adı olan "Mrs. Teresa Neele" sahte ismiyle kayıt yaptırmıştır. Gizemli cinayetlerin kraliçesi, kendi yazdığı romanlardaki gibi zekice bir cinayeti
Cinayet UstasıAndrew Wilson · Altın Kitaplar · 2021109 okunma
Puan vermedi·244 syf.··
2026 4103. kitabı
Okurken hem gülümsedim hem de içim bir garip oldu. Kevin Wilson’ın anlatımı çok samimi; sanki bir arkadaşım bana başından geçen tuhaf ama bir o kadar da gerçek hissettiren bir hikâyeyi anlatıyormuş gibi. Gençlik romanı deniyor ama bence yetişkinliğe geçiş sancılarını da çok iyi yakalıyor. Ana karakterin hayatla kurduğu mesafeli, biraz umursamaz ama aslında kırılgan tavrı bana oldukça gerçekçi geldi. Özellikle “bir yere ait olamama” hissi kitap boyunca çok net. Ergenliğin o karmaşık ruh hali, saçma kararlar ve sonradan gelen pişmanlıklar iyi yansıtılmış. Ancak hikâye ilerledikçe bazı olaylar bana biraz havada kalmış gibi geldi. Başta merak uyandıran gizem unsuru sonlara doğru beklediğim kadar güçlü bir etki yaratmadı. Tempo yer yer düşüyor ve bazı sahneler gereğinden fazla uzatılmış hissi veriyor. Yine de dili akıcı, diyalogları doğal ve karakterleri sıcak. Büyük bir aksiyon ya da çarpıcı bir final beklemeden, daha çok karakterlerin iç dünyasına odaklanan bir gençlik romanı okumak isteyenler için uygun. Benim için keyifli ama “unutulmaz” diyemeyeceğim bir kitaptı.
Paniğe Mahal YokKevin Wilson · Domingo Yayınları · 2024176 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Puan vermedi·272 syf.··
2026 4. kitabı
Evet gerçekten de bir şey olduğu yok. yalnızca iki çocuk muzip bir şekilde yanıyor ve Lillian rus evlerinden hallice olan körpe yaşam alanından çıkıyor, bu iki çocuğa bakmaya girişiyor, aslında taşındığı şirin evin az ötesindeki malikanede de bir lise aşığı kalıyor ama bu da dert değil. Tamam, belki içinde çok çok ufak insani bir incelik olabilir, o kadar. "Bir Şey Olduğu Yok" şu ana kadar okuduğum en garip kitaplardan. kitap öfke kokuyor aslında. ama belki de Lillian daha fazlasını beklemediği için, belki kimse ona daha fazlasının olabileceğini söylemediği için, belki de yılların pörsümüşlüğünün onu asla bırakmayacağına inandığı için sadece kayıtsız kalıyor. bir yerden bir yere umutla değil, sadece olduğı yerden kaçmak için gidiyor ve ne hikmet ki bu yaşına kadar kendini bir şekilde taşımış. Açıkçası, bana sonlara doğru kitabın o muzip ve kayıtsız havası kaybolmuş gibi geldi. bir anda yazar duygusallaşmış ve aynı kaderi paylaşanlara yönelik sempatinin hayatı değiştirme gücü civarında konulara sapmaya karar vermiş gibi. ama yine de, kitabın çoğunluğuna hakim olan, size hikayenin teneke kutularla dolu ufak bir masada ve gözleri kızarmış bir çatlak tarafından yazıldığı hissini veren o çekici kaygısızlık için kesinlikle okunur bir kitap. ayrıca, kim alev alan çocuklara bakan yarı alkolik bir kadının hikayesini okumak istemez ki?!?!?!
Bir Şey Olduğu YokKevin Wilson · Domingo Yayınevi · 20211,011 okunma
5/10
·272 syf.··
2026 8. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 18:59
Akıp giden bir roman ama bende öyle woww bi his uyandırmadı. İnsanların salaklıklarına tahammülüm az zaten ve yaptığı saçmalıklara bağırmak istedim.Hakkını savunmasını istedim ama o susmayı tercih etti.
Bir Şey Olduğu YokKevin Wilson · Domingo Yayınevi · 20211,011 okunma
Kalpsizler...
Puan vermedi·304 syf.··
2026 15. kitabı
·
12 saatte okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2026 12:25
Oxuduğum ilk "cizgi-roman" idi. Gözləntimin daha üstündə bir kitab oldu. Oxunması çox asand bir kitab idi. Şəxsən mənim kitabda ən sevdiyim obraz Max oldu. Ürəyi olmamasına rəğmən duyğularını yenidən qazanmaq istəməsi və hər kəsdən fərqli olması mükəmməl idi.June də eyni şəkil də o qəlbini, duyğularını aldırmamaq üçün sonuna qədər dirənməsi əla idi. Kitab 12+ 10/8.5 :))
İnceleme
KalpsizlerKerilynn Wilson · Genç Timaş · 20231,173 okunma
9/10
·316 syf.··
2026 19. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 08 Haziran 2026 22:44
Kapadokya’daki Amerikalı Misyonerlerin Bilinmeyen Tarihi Wilson Amos Farnsworth'un bu eseri, Osmanlı Devleti’nin son dönemlerinde Orta Anadolu'da yürütülen Amerikan misyonerlik faaliyetlerini anlamak açısından kaynak niteliğinde bir eserdir. Yazar Türkiye’de en uzun süre görev yapan misyonerlerden biri sıfatıyla yaşadıklarını 1904 yılında bir kitap taslağı haline getirmiş ancak 1912 tarihinde kitabı bastıramadan vefat etmiştir. Bu taslak metin Mehmet Şahin tarafından 2015'te Harvard Üniversitesi Kütüphanesi misyoner arşivinde rastgele bulunmuş ve serüveni böyle başlamıştır. Kitap, sadece bu misyonerin hatıralarından ibaret değil aynı zamanda dönemin sosyal, kültürel, dini ve eğitim hayatına ışık tutar. Kitapta Kapadokya diyince benim aklıma ilk Nevşehir gelsede aslında Kayseri (Talas) başta olmak üzere Yozgat, Nevşehir, Niğde, Ankara ve çevre yerleşimlerde yürütülen American Board faaliyetleri ele alınıyor. Örgüt (yabancı ülkelerde görevli amerikalılar örgütü) 1810 yılında kuruluyor, dini bir sivil toplum olması münasebetiyle görünüşte siyasi bir nitelik taşımıyor ama din üzerinden gidilerek bütün dünyada Amerika’ya geniş bir kültürel, sosyal, ticari ve dolaylı olarak siyasi etki alanı yaratıyordu. Bu bölgede etkili olabilmek için de eğitim, sağlık, okul açma, dil öğrenme ve yerel halkla yakın ilişkiler kurma gibi yöntemlere başvurmuşlardır. Özellikle okullar, bu faaliyetlerin merkezinde yer almış. Erkek ve kız çocuklar için açılan okullar, bir yandan modern eğitim verme iddiası taşırken diğer yandan misyonerlik faaliyetlerinin yayılması için önemli bir araç haline gelmiş. Özellikle kızların eğitimine daha çok önem verilip özel okullar açılması çok dikkat çekici, etkisini mezun olup bir çok bölgeye gönderilen işine sadık kadın misyonerlerden anlıyoruz. Kitapta, tam da
Kapadokya’daki Amerikalı Misyonerlerin Bilinmeyen TarihiWilson Amos Farnsworth · Yapı Kredi Yayınları · 20187 okunma