operadaki hayalet başlarda bana gerçekten hayaletli bir kitap havası katarken sonlarına doğru-acem'in anıları sayesinde-mantık çerçevesine oturtulabilecek bir kitap olduğunu gösterdi.daha öncesinde çocukken çizgi filmini izlediğimi hatırlıyorum aynı zamanda çok güzel bir müzikali var.erik'in yaşadıkları ve yaşattıkları bunların etkisinde kalan chagny vikontu ve onun güzel ve erik'i tam yüreğinden yakalayan christine'i.Roman her ne kadar bu üç karakterin etrafında dönse de ben araya katılan operanın sahiplerinin hayaletin locası ve ödemesiyle olan kısımlarını sevdim.bu kısımlar erik'in ne kadar yetenekli olduğunu gözler önüne seriyor.acem'in anlatıları uzun olduğu için biraz sıkabilir fakat sonu tahmin ettiğim gibi bitmedi.opera'nın hayaleti,mazenderan'nın güzel saatlerinin bir numaralı oyuncusu;erik beni kitabın sonunda şaşırttı.aslında bakıldığında gotik edebiyat için tam bir prototip değerinde bir eser.yazar başlarda sizi operanın bir hayaleti olduğuna inandırıyor sonunda ise operanın hayaletinin yalnızca bir lakap olduğunu operanın çok yetenekli ve ince sanat ruhlu bir sanatçısı olduğunu gösteriyor.fakat erik'in ismi operanın hayaleti.operanın hemen altında kendi inşa ettiği o karanlık ve içinde işkence odasının dahi bulunduğu mahzende yaşadığı bir doğru fakat onun bir hayalet olduğunu söylemek pek doğru olmayabilir.yazarın da dediği gibi aslında erik bir hayalet mi yoksa ne yeryüzüne ne de gökyüzüne ait bir kişi mi?kitabı sevdim fakat acem'in anlattığı mahzenler benim gözümde pek canlanmadı ve bazı kısımların aşırı detay olduğu düşünüyorum.fakat müzikalini izlerseniz erik'in evini görebilirsiniz.