layla

layla
@winewithnovels
strawberries cherries and an angel’s kiss in spring
Operadaki Hayalet
Puan vermedi
operadaki hayalet başlarda bana gerçekten hayaletli bir kitap havası katarken sonlarına doğru-acem'in anıları sayesinde-mantık çerçevesine oturtulabilecek bir kitap olduğunu gösterdi.daha öncesinde çocukken çizgi filmini izlediğimi hatırlıyorum aynı zamanda çok güzel bir müzikali var.erik'in yaşadıkları ve yaşattıkları bunların etkisinde kalan chagny vikontu ve onun güzel ve erik'i tam yüreğinden yakalayan christine'i.Roman her ne kadar bu üç karakterin etrafında dönse de ben araya katılan operanın sahiplerinin hayaletin locası ve ödemesiyle olan kısımlarını sevdim.bu kısımlar erik'in ne kadar yetenekli olduğunu gözler önüne seriyor.acem'in anlatıları uzun olduğu için biraz sıkabilir fakat sonu tahmin ettiğim gibi bitmedi.opera'nın hayaleti,mazenderan'nın güzel saatlerinin bir numaralı oyuncusu;erik beni kitabın sonunda şaşırttı.aslında bakıldığında gotik edebiyat için tam bir prototip değerinde bir eser.yazar başlarda sizi operanın bir hayaleti olduğuna inandırıyor sonunda ise operanın hayaletinin yalnızca bir lakap olduğunu operanın çok yetenekli ve ince sanat ruhlu bir sanatçısı olduğunu gösteriyor.fakat erik'in ismi operanın hayaleti.operanın hemen altında kendi inşa ettiği o karanlık ve içinde işkence odasının dahi bulunduğu mahzende yaşadığı bir doğru fakat onun bir hayalet olduğunu söylemek pek doğru olmayabilir.yazarın da dediği gibi aslında erik bir hayalet mi yoksa ne yeryüzüne ne de gökyüzüne ait bir kişi mi?kitabı sevdim fakat acem'in anlattığı mahzenler benim gözümde pek canlanmadı ve bazı kısımların aşırı detay olduğu düşünüyorum.fakat müzikalini izlerseniz erik'in evini görebilirsiniz.
Edebiyat
Operadaki HayaletGaston Leroux · İthaki Yayınları · 20213,813 okunma
Reklam
Puan vermedi·156 syf.··
Beğendi
·
2021 2. kitabı
şak diye kendimi kontrol edemeden spoiler veriyorum haberiniz olsun. her zaman çocuklardan korkardım artık daha çok korkuyorum.çocuklar olgun olmadıklarından dolayı tamamen empati duygusundan yoksun varlıklar demişti bir öğretmenim gerçekten haklı.benim için anlatımı enfes-tamamen duru ve anlaşılır-bir kitaptı.özellikle böyle kitaplara dair büyük bir ilginiz varsa okumalısınız.kafayı felsefe ile bozan birkaç çocuğun sizi sinir edeceği bir kitap fakat tabii ki derin bir şekilde incelersek altında birçok anlam taşıyan semboller mevcut.eser ikinci dünya savaşı sonrası Japonya’yı anlatıyor aslında.Birkaç kaynaktan da okuduğuma göre Oidipus Kompleksini içeriyor. Freud’a göre her çocuğun ilk aşkının karşı cinsteki ebeveyni olmasından dolayı kaynaklanan bir sendrom.buradan yola çıkarak noboro’nun denizci ryuji’ye karşı olan nefretinin annesine karşı sahiplenme duygusundan kaynaklandığını söyleyebiliriz.bana kalsa manyak der geçerim fakat işin psikanaliz kısmı ilgi çekiyor tabii ki. noboro’nun manyak mı bunlar diyerek okuduğum -edebi seviyemi buradan anlayabilirsiniz ya da bir şeylere ne kadar derin baktığımı-arkadaşları aslında oldukça zeki çocuklar.bu çocukların ortaya koydukları düşünceler bana genel olarak nihilizmi anımsattı.bu çocuklar aile düzeni üzerinden aklınıza gelebilecek her türlü halk topluluğuna ve insanın üzerine çağlar önce giydirilmiş her türlü kalıptan şikayetçiler.bu çocukların ortak problemleri de babaları.noboro içten içe babasına o küçükken öldü diye kızgın “şef” diye adlandırdıkları ve adından anlaşıldığı üzere ekibi yöneten enayi de bu fikirleri ekibin diğer geri kalanına açıklama görevini üstlenen bir tercüman olarak karşımıza çıkıyor.herhangi bir toplumsal düzenden bu kadar şikayetçi olmaları-her ne kadar başarılı olsalar da okul da buna
Edebiyat
Denizi Yitiren DenizciYukio Mişima · Can Yayınları · 20173,213 okunma