Yararsız mı demiştiniz siz? Zevk her zaman yararlıdır; vahşi, sınırsız bir hâkimiyet duygusunda da -bir sinek üzerinde olsa bile- kendine has bir zevk vardır. İnsan yaradılıştan zorbadır ve acı çektirmeyi sever. Sizse buna bayılıyorsunuz.
Hiçbir tarzım yok. Hatta sadece tarzım da değil, hiçbir yeteneğim olmadığını da kabul ederim. Bunu böylece bilin. Dahası hiçbir yeteneği de umursamıyorum. Donakalmış gibiyim artık. Sebebini de biliyorsunuz. Kafamda tek bir insani düşünce kalmadı. Uzun süredir dünyada, Rusya'da veya burada neler olup bittiğini bilmiyorum. Geçenlerde Dresden'den geçtim, ama nasıl bir yer olduğunu hatırlamıyorum bile. Beni neyin böyle tükettiğini çok iyi biliyorsunuz. Gözünüzde bir hiç olduğumdan ve umut dahi besleyemeyeceğimden açık konuşuyorum: Her yerde siz varsınız, geri kalanı umurumda değil. Sizi nasıl, neden sevdiğimi bilmiyorum. Yüzünüzün güzel olup olmadığını bile bilmiyorum, düşünebiliyor musunuz? Muhtemelen yüreğiniz kötü, zekânızınsa soylulukla ilgisi yok.
-Anlamsız, tuhaf bir şekilde de burada, kumar masasında kazanacağımı sandım. Neden bu fikre kapıldığımı bilmiyorum, ama buna inanmıştım işte. Kimbilir belki de başka hiçbir seçeneğim kalmadığına inandığımdandır.
-Belki de kazanmaya çok ihtiyacınız vardı. Tıpkı uçuruma düşen birinin bir tutam ota sarılması gibi. Kabul edersiniz ki uçuruma düşmeyen biri ağaç dalı diye ota sarılmaz.
Benim için erişilmez oluşundan, ona dair tüm hayallerimin imkânsızlığı düşüncesinden de muazzam bir keyif aldığına kalıbımı basarım; aksi takdirde onun gibi temkinli ve akıllı bir kadın bana karşı bu kadar samimi, açık davranır mıydı? Sanırım bu zamana dek bana bir antikçağ imparatoriçesinin yanında soyunabileceği, insan yerine koymadığı kölesi gibi davrandı. Evet, pek çok kez beni insan yerine bile koymadı.