Sonra gece yavaşça gelip odayı kapladı. Sobanın açık ağzından, o küçücük delikten kızıl bir ışık sızdı. Okumaya çalıştığı kitabın harfleri görünmez oldu. Benzer şekilde sürüp giden -tam böyle düşündüğü sırada, yani sürüp giden dediği anda hiç de sürüp gitmediği, aksine tıkanık olduğu karşı tezi kendini gösteriyor- hayatının da görünmez olduğunu kavradı.
Mızıkanın nağmeleri otel penceresinden sızıp kasabanın dumanı tüten kırmızı kiremitli damlarına doğru yayılmaya başladı. Nereye kadar gider bu ses, kime ulaşır?