"Ağlamayı beceremiyordum. Attığım taşlar suda kayboluyordu, belki de yan yana düşerek Margaretha Zelle'yi yeniden meydana getiriyorlardı. Lakin ben geçmişe dönüp yine o olmak istemiyordum. O, Andreas'ın karısının gözlerine baktığında her şeyi anlamıştı. Kadın, ölmeden önce yaşamlarımızın en ince ayrıntısına kadar planlandığını söylemişti; doğmak, okula gitmek, koca bulmak için üniversiteye devam etmek, dünyanın en fena adamıyla olsa bile sırf kimsenin bizi istemediğine dair söylentiler çıkmasın diye evlenmek ve çocuk sahibi olmak, yaşlanmak, son demlerde kaldırıma bir sandalye koyup gelen geçeni seyretmek, hayatta her şeyi biliyormuş gibi davranmak ama yüreğinin 'başka bir şey yapmayı deneyebilirdin' diyen sesini bir türlü susturamamak."
"Aşk bir zehirdir. İnsan âşık olduğu anda hayatının dizginlerini kaptırır, varlığı tehdit altındadır artık; çünkü gönlü ve aklı bir başkasının olur.
Sevdiği kişiyi elinde tutmak için her şeyi yapmaya hazır hale gelir, tehlike algısını kaybeder. Aşk denen açıklanamaz ve tehlikeli şey benliğini yeryüzünden süpürüp yerine sevdiği kişinin arzuladığı türde bir insan bırakır."
Sanki yıllardır uzaktayım ben
Özlemlerim hep sessiz derinden
Ama yalanlar görürüm hala
Burdan bakınca şu sonsuz dünyaya
Olsun demek de zor artık
Çocuk düşlerimiz yok artık
youtu.be/2OGXQx_xy34