Bazı insanlar vardır, hayatından çıkıp gider ama içinden hiç çıkmaz. Zaman geçer, mevsimler değişir, yüzüne başka gülüşler konuk olur belki… ama onun bıraktığı iz, hiçbir şeye benzemez. Ne kadar unutmaya çalışsan da, bir şarkıda, bir sokakta, bir kelimede ansızın karşına çıkar. Sanki hiç gitmemiş gibi.
Unutamamak aslında hatırlamayı istemekten değil, o kişiyle kurduğun bağın derinliğindendir. Çünkü bazı insanlar sadece hayatına girmez, senin bir parçan olur. Onu unutmak demek, biraz da kendinden vazgeçmek gibi gelir. Bu yüzden insan bazen bilerek hatırlar… canı acısa bile.
Geceleri daha zor olur. Kalabalıkların sustuğu, düşüncelerin yükseldiği o saatlerde, en çok onun yokluğu konuşur. “Acaba o da hatırlıyor mu?” diye geçen bir düşünce, kalbinin en sessiz yerine yerleşir. Ve cevap hiçbir zaman gelmez.
Ama belki de unutamamak bir eksiklik değil… Bir hatıradır. Yaşadığının, sevdiğinin, gerçekten hissettiğinin kanıtı. Çünkü bazı insanlar unutulmaz; onlar, kalbinin en derininde, hep biraz “orada” kalır.
Ve sen devam edersin… ama içinde, onunla eksik.