Nereden başlayayım, nasıl anlatayım bilemiyorum. Yalnızca -Beni Yakma- için değil, üç kitaplık bir seri hakkındaki fikirlerimi paylaşacağım.
Böylesine aksiyonlu başlayan harika bir fantastik distopya kurgusu nasıl olur da romantizme böylesi bir dönüş yapabilir, aklım almıyor. Kurgunun oldukça güzel olduğunu düşünsem de serinin sonu beni memnun etmedi, diye belirtmek isterim.
İlk kitapta Juliette'in kendisine olan dehçet verici güvensizliğine ve kitaptaki dünyanın mevcut durumuna tanıklık ettik. İkinci kitapta Juliette'in kendini tanımaya, kendini kabullenmeye başlamasına tanıklık ettik ve üçüncü kitaptaysa savaşın sonunu izledik.
Anlatımın anlaşılır ve sade olduğunu söyleyebilirim, insanı sıkmadan her bir sahneyi resmediyor yazar. Ucu açık kalan birtakım noktalar olduğunu düşünüyorum ancak duyduğuma göre seri için dizi çekileceğinden ötürü devam kitapları gelecek. Peki ben serinin devamını okur muyum? Hayır. Çünkü bana göre çokça gereksiz romantik ögeler içeren bir kitaptı Beni Yakma. Savaş eğer ki Beni Bırakma'da son bulmuş olsaydı Beni Yakma'yı okumazdım bile. Aksiyonlu başlayan bir serinin böyle romantik bir şekilde son bulması benim için fazlasıyla olumsuz bir durum ancak eminim ki bu tarzı beğenen okurlar da vardır. Bu üç kitap boyunca ters köşeler elbette mevcut, Beni Yakma'yı bir gecede bitirebilmemin tek sebebinin ters köşelere duyduğum merak olduğunu söyleyebilirim.
Karakterlerden bahsetmeyi çok istiyorum.
Kitap anlatıcısı Juliette ve biz kitapta da en yakınen onu tanıyoruz. Juliette beni on noktanın sekizinde germiş bir karakter, kalan iki noktada ise takdirimi kazandı. Çok bahsederek spoiler vermek istemiyorum.
En sevdiğim karakter ise Kenji oldu. Bence herkesin iyiliğini düşünen asıl kişi o ve yeri geldiğinde gerektiği gibi davranması da onu gözümde